(818 S. K. m.162)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 30.4.1998 gününde verilen dilekçe ile satış vaadine dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.2.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, arsa malikleri ile yüklenici arasında noterde düzenlenen inşaat sözleşmesine göre yapılan binanın 1.kat batı cephesindeki daireyi satış vaadi sözleşmesi ile yükleniciden satın aldığını, bedelini ödediğini belirterek adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı arsa malikleri, yüklenicinin edimlerini yerine getirmediğini, inşaat sözleşmesinin feshi istemiyle dava açıldığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, arsa sahibi ile yüklenici arasında arsa payı karşılığında inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve yüklenici bu sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğinde kişisel hak kazanır. Bunun üzerine yüklenici, inşaat sözleşmesinde kendisine ayrılan bağımsız bölümlerin mülkiyetinin adına nakledilmesini isteyebileceği gibi Borçlar Kanunun 162 ve onu izleyen maddeleri uyarınca yazılı olmak koşulu ile bu hakkını arsa sahibinin onayını almadan üçüncü kişilere temlik edebilir. Bu durumda yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişide arsa sahiplerini dava ederek kendisine temlik edilen bağımsız bölümün adına tescilini isteyebilir.
Açıklanan kural uyarınca yüklenicinin kişisel hak kazanabilmesi, bu hakkı Borçlar Kanunun 162 ve onu izleyen maddeleri hükmüne göre üçüncü kişilere temlik edebilmesi, kendisinin veya halefi olan üçüncü kişinin tescil isteyebilmesi için yüklenicinin tüm edimini yerine getirmesi, diğer bir anlatımla inşaatın tamamını yapması ve binayı kullanmaya hazır hale getirmesi gerekir. Ancak, yüklenicinin herhangi bir sebeple inşaata devam edememesi halinde yükleniciden daire alanların sözleşmeye uygun olarak inşaata devam etmelerine arsa sahipleri bazen yazılı olarak muvafakat ettikleri gibi bazen de zımnen muvafakat etmiş olabilirler. Bu gibi hallerde inşaatın sözleşmeye uygun olarak yapılmış olması ve %95 ve onu aşan bir seviyeye ulaşması halinde, eksikliklerin tamamının parasal değerinin arsa sahiplerine ödenmesi koşulu ile tescil yoluna gidilebilir.
O halde mahkemece, davalı arsa maliklerinin savunmalarında belirtilen Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/336 Değişik İş sayılı dosyası ile eser sözleşmesinin feshi istemiyle açılan davaya ilişkin Ankara 13.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/102 esas sayılı dosyası getirtilmeli, tarafların sundukları tüm kanıtlar toplanmalı, yüklenicinin eser sözleşmesi uyarınca kişisel hak kazanıp kazanmadığı uzman bilirkişi raporu ile saptanmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Belirtilen nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 11.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy