(743 S. K. m. 3, 517, 539, 650)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.9.1999 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil olmadığı takdirde tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacıların temliken tescil isteğinin kabulüne dair verilen 5.12.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, murislerinden intikal eden ve davalı ile iştiraken malik oldukları dava konusu taşınmazda bulunan binaların iyi niyetli olarak inşa edilip kullandığını belirterek, 1192 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile adlarına tescilini, olmadığı takdirde yapmış oldukları zorunlu ve faydalı giderlerin tazmini isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, iştirak halinde mülkiyete konu olan taşınmazlarda, iştirakçilerden birinin yaptığı inşaattan dolayı iyi niyet iddiasında bulunamayacağını, binaların kök muris tarafından inşa edilmiş olduğunu ve yapılan taksim sözleşmesinin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 650. maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde yapılan zorunlu ve faydalı giderlerin tazmini istemine ilişkindir.
Medeni kanunun 650. maddesi uyarınca temliken tescil isteğinde bulunabilmek için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
1- Bina değerinin, zemin değerinden fazla olması (objektif koşul)
2- Başkasının taşınmazı üzerine iyi niyetle bina yapılmış olması (sübjektif koşul)
Somut olayda; dava konusu 1192 parselin kök muris E. Avcı adına tapuda kayıtlı olduğu ve bu parsel üzerinde bulunan binaların muris E.'nin bilgi ve oluru dahilinde 1962 yılında inşa edilip kullandığını, muris E.'nin 1987 yılında ölümünden sonra, 1988 yılında düzenlenen taksim sözleşmesi ile 1192 numaralı parselin davacılara, dava dışı 1166 numaralı parselin davalıya bırakıldığı, davalı Hayriye'nin kök muris adına tapulu taşınmazlardaki ortaklığın giderilmesi istemiyle dava açtığı, bu dava sırasında davacıların taksim sözleşmesini ileri sürmedikleri, 1192 numaralı parselin üzerinde bulunan bina ve ağaçlar konusunda mülkiyet iddiasında bulunmadıkları, dava sonucunda taşınmazlardaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verildiği, davacılar tarafından temyiz edilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek 14.12.1999 da kesinleştiği ve yapılan ihale sonucunda taşınmazın davalıya satıldığı dosya kapsamı ile sabittir.
Medeni Kanunun 650. maddesinde belirlenen ilkeler ve dosyada toplanan kanıtlar doğrultusunda; dava konusu taşınmazdaki binaların tarafların ortak murisi ve tapu maliki E. Avcı'nın sağlığında, onun rızası ile yapıldığı gerekçesi ile tescil isteğinin kabulüne karar verilmiş ise de, davalı Hayriye kök muris E.'nin halefi olup onun mirasçısıdır. Bu nedenle, binaların inşa edildiği tarih itibariyle taşınmazda davacıların murisi (Gülser'in) dışında bir başka yasal mirasçının (davalı Hayriye'nin) bulunduğunun bilinebilecek durumda olması sebebiyle olayda sübjektif (iyi niyet) unsurunun gerçekleştiğinin kabulü yerinde görülmemiş ve hükmün belirtilen nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 20.9.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy