(743 S. K. m. 668)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.3.2000 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.2.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanun'un 668. maddesi uyarınca mecra hakkı tesisi isteğine ilişkindir. Davacı 79 parsel sayılı taşınmazının sulanabilmesi için davalı adına kayıtlı 54 parsel sayılı taşınmaz aleyhine mecra kurulmasını istemiş, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı hükmü temyize getirmiştir.
Anılan madde hükmüne göre; gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamıyla ve peşin tazmin olunmak suretiyle mülkünün altından veya üstünden su yolu ve gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur.
Bu tür davalarda, suyolunun paftada işaretli ark, dere v.b.yerlerden davacı taşınmazına kadar ulaştırılması; suyun ilk temin edildiği yerden itibaren son götürüleceği yere kadar kesintisiz olarak mecra tesisi gereklidir. Aksi halde kurulacak mecra bir sonuç sağlamaz ve yasanın amacına da uygun düşmez. Ayrıca leh ve aleyhine bu hakkın kurulacağı tüm taşınmaz maliklerinin davada yer almaları zorunludur. Taraf teşkiline ilişkin bu kuralın mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir. Taşınmaz sahiplerinin komşu taşınmazlardan su yolu geçirebilmesi zararın tamamen ödenmesi ve su yolunun başka yerden geçirilmesine imkan bulunmaması veya fazla masrafı mucip olması şartına bağlıdır. İrtifak hakkı tesis edilmeksizin geçirilen bu gibi su kanalına bir kısım mülk sahiplerinin ses çıkarmamaları bir hak doğurmaz. Bu şekilde tesis edilmiş bir irtifak hakkının varlığı da kabul edilemez.
Davaya konu olayda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ancak 54 sayılı parsel haricindeki taşınmazlardan mecra kurulmadığından gerektiği gibi bağlantı sağlanmamıştır. Bu nedenle pafta ve krokilerden izlenebilecek şekilde suyun Karabalçık deresinden alındığı yerden itibaren lehine mecra tesis edilecek davacı taşınmazına kadar olan güzergahtaki tüm taşınmaz maliklerinin davada yer almaları ve kesintisiz mecra tesisi gereklidir. Bu itibarla yukarıda belirtildiği şekilde Medeni Kanun'un 668. maddesi hükmü doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de; davalı adına kayıtlı 54 sayılı parselin kuzeyinden paftasında doğu-batı istikametinde bir kısım yerin hark olarak tahdit edildiği açıkça görüldüğü ve söz konusu yerden mecra kurulmasına gerek bulunmadığı halde bu kısımdan da mecra hakkı tesisi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy