(818 S. K. m. 213)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.1.2000 tarihinde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.5.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak tetkiki davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin edilen 16.10.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden ve vekili gelmedi. Karşı taraftan davacı Hüseyin Korkut ve vekili Av. Ahmet Gündüz geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davalı; satış vaadi sözleşmesinin karz akdinin teminatı olarak düzenlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
Davacı dayanağı 12.4.1999 günlü satış vaadi sözleşmesinin, taraflar arasında akdedildiği ileri sürülen ödünç verme sözleşmesinin teminatı olmak üzere düzenlendiğine dair davalının yazılı delili yok ise de; bu satış vaadi sözleşmesinin tanziminden önce ve sonra taraflar arasında alacak borç ilişkileri bulunduğu toplanan kanıtlardan anlaşılmaktadır. Bu alacak borç ilişkisinin kanıtlanması bakımından dosyaya sunulan 9.7.1999 keşide günlü 1.500.000.000 TL. bedelli çek davalı Ahmet Cangaz tarafından davacı Hüseyin Korkut'a ciro edilmiş ve davacı tarafından tahsil olunmuştur. Keza 7.6.1999 günlü İş Bankası havale dekontu ile 937.000.000 TL. davacıya, 21.6.1999 günlü Halk Bankası alacak dekontu ile de 2.502.100.000 TL. davacının oğluna ödenmiştir. Satış vaadi sözleşmesinin tanziminden kısa bir süre sonra davacıya yapılan bu ödemeler borç ilişkisinin varlığını ortaya koymaktadır. Ayrıca keşidecisi satış vaadi borçlusu Ahmet Cangaz lehdarı satış vaadi alıcısı Hüseyin Korkut olan 30.11.1998 keşide ve 30.3.1999 ödeme günlü 11.000.000.000 TL. bedelli emre muharrer senet ve bu senede dayalı olarak 13.9.1999 gününde başlatılan icra takibi de taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin somut kanıtlarıdır. Bu alacak ve borç ilişkisinin söz konusu olduğu dönemde düzenlendiği anlaşılan satış vaadi sözleşmesinin halin icabı ve hayatın olağan akışına göre borcun teminatı olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Satış vaadi sözleşmesinin aslında bir teminat sözleşmesi olduğu anlaşılmakla; davacı, alacağın teminatı olarak düzenlenen bu sözleşmeye dayanarak mülkiyetin kendisine naklini isteyemez. Sözleşmenin salt gayrimenkul satış vaadi görünümünü taşıması yeterli değildir. Teminat sözleşmesinin kurulması amaçlanıp da görünüm olarak gayrimenkul satış vaadi şeklinde düzenlenmesi halinde gerçek bir satış vaadinden söz edilemez. Bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine bazı düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde iadesine, 16.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy