(743 S. K. m.668)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 1.5.2000 ve 28.6.2000 gününde verilen dilekçeler ile mecra hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 5.9.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ali ........ tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Medeni Kanunun 668. maddesi uyarınca mecra hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Davacı, 716 parsel sayılı taşınmazının sulanabilmesi için davalılar adına kayıtlı taşınmazlar aleyhine mecra hakkı kurulmasını istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü aleyhine mecra hakkı kurulan 620 parsel maliklerinden davalı Ali ..... temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 668.maddesinde, Gayrimenkul sahipleri yapılacak zarar tamamiyle ve peşin tazmin olunmak şartıyla mülkünün altından veya üstünden su yolu, gaz ve elektrik boruları geçirilmesine, bunların başka yerden geçirilmeleri imkansız olur veya çok fazla masrafı mucip bulunur ise, müsaade etmeğe mecburdur hükmü getirilmiştir.
Mecra hakkı kurulması davalarında;
1- Leh ve aleyhine mecra kurulacak taşınmazların tapuda kayıtlı olmaları ve bu taşınmazların maliklerinin davada yer almaları,
2- Mecranın paftada alınması gereken yerden alınarak davacı taşınmazına ulaştırılması,
3- Mecranın başka yerden geçirilmesinin imkansız veya çok fazla masrafa neden olması,
4- Üzerinde mecra tesis edilen taşınmazın zararının peşin olarak ödenmesi gerekir.
Davacı taşınmazının güneydoğu sınırı boyunca gerek paftasında gerekse hükme dayanak bilirkişi krokisinde görüldüğü üzere Kırca çayı yer almaktadır. Bilirkişiler tarafından davacı taşınmazının sulanabilmesi için davalılara ait taşınmazlardan kurulacak mecra hakkına ilişkin bir çok seçenek gösterildiği halde, davacı parselin güneydoğu sınırında yer alan Kırca çayından sulanma olanağının bulunup bulunmadığı konusunda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığı, bilirkişilerinde bu yönde herhangi bir görüş bildirmedikleri anlaşılmıştır. Kaldı ki, davalı Ali .......nın 24.7.2000 tarihli dilekçesinde davacı taşınmazının kadimden beri sözü edilen Kırca çayından sulandığına dair savunma ve itirazları da bulunmaktadır. O halde, mahkemece davacı taşınmazının güneydoğu sınırında yer alan Kırca çayından motopomp vs. yol ile su alınabilme ve sulanma olanağı olup olmadığı araştırılmalı, bu olanak var ise, Medeni Kanunun 668. maddesi hükmündeki imkansızlık veya çok fazla masrafı mucip olma hallerinin gerçekleşmeyeceği ve zorunluluk halinin doğmadığı gözetilerek, davacı taşınmazı için davalılara ait taşınmazlara böyle bir külfet yüklenemeyeceği de düşünülmek suretiyle oluşacak duruma göre sonuca gidilmek gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, HUMK.nun 388. ve 389. maddeleri gereğince hüküm kısmında talep sonuçlarından herbiri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak ve infaz edilebilir şekilde gösterilmesi gerekir. Davacı taşınmazı lehine davalılara ait taşınmazlardan mecra hakkı verilmiş ise de, hükümde davalı parsellerin hangisinden ne miktarda mecra hakkı kurulduğunun ayrı ayrı ve açık bir şekilde gösterilmemiş olması infazda duraksama ve karışıklığa neden olacaktır. Bu nedenle, HUMK.nun 388.maddesinde gösterilen hususları içermeyen biçimde hüküm kurulmuş olması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının yerinde görülen temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde geri verilmesine, 19.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy