(4721 S. K. m. 683, 719, 720)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 10.10.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 2.7.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 577 parsel sayılı taşınmazına, komşu 573 parsel sayılı taşınmaz maliki davalının elattığını ileri sürerek, önlenmesini istemiştir.
Davalı, elatması olmadığını beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece, elatma bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Yerinde yapılan ilk keşif sonucu teknik bilirkişi Mehmet Dural, paftanın zemine uyduğunu, yaptığı ölçüm ve inceleme sonucu davalının davacıya ait 577 parsele A harfli kısımda 240 metrekare ve B harfli kısımda 1 metrekare olmak üzere elattığını belirtmiştir. İkinci keşifte ise teknik bilirkişi Bilal Tekeli ve harita mühendisi bilirkişi Ömer Faruk Taşdemir hassas ölçüm aleti ile yaptıkları ölçüm ve inceleme sonucu, davalının davacı parseline elatmasının bulunmadığını tespit ettiklerini raporlarında açıklamışlardır. Mahkeme ikinci rapora itibar ederek hüküm kurmuştur.
Dosyada mevcut iki bilirkişi raporu birbirinden tamamen farklıdır. İlk keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi rapor ve krokisinde ölçümün ne şekilde yapıldığı belli olmamakla birlikte, davalının davacı taşınmazına iki ayrı yerde A ve B harfleri ile gösterilen kesimlerde 240 metrekare ve 1 metrekare olmak üzere elattığı belirtilmiştir. İkinci keşifte ise bilirkişiler mahallinde hassas aletle ölçüm yaptıklarını ve her iki taşınmazın mülkiyet sınırlarım muhafaza ettiğini, birbirlerine dalmalarının sözkonusu olmadığını açıklamışlardır. Bu haliyle ikinci rapor elatma olduğunu gösteren ilk raporu bertaraf edici nitelikte değildir. Aradaki farklılığın nereden kaynaklandığı açıklanmamıştır. İlk raporda davacı taşınmazında toplam 241 metrekarelik bir alana elatma olduğu bildirildiğine göre, elatılan miktar da göz önüne alındığında, ikinci rapor da yapılan ölçüme göre yalnızca elatma olmadığının tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında bu raporun doyurucu ve hükme esas alınacak nitelikte olduğundan sözedilemez.
Şu halde, mahkemece yerinde yeniden uzman bilirkişiler aracılığı ile inceleme yapılarak, iki rapor arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığını açıklayıcı nitelikte ve tarafların iddia ve savunmaları, ilk keşifte dinlenen tanık beyanları da göz önüne alınarak, davacı taşınmazına elatma bulunup bulunmadığının kesin bir şekilde saptanması suretiyle hükme ve infaza yeterli ve elverişli rapor düzenlettirilmeli, oluşacak duruma göre sonuca gidilmelidir. Bunlar yapılmadan, eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacının yerinde görülen temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy