(743 S. K. m. 661) (1086 S. K. m. 388, 389)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.2000 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.4.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, davalı ile 1046 parselde müşterek malik olduklarım ve taşınmazda müstakil evleri bulunduğunu, davalının ortak bahçede baktığı köpeğin saldırgan ve zarar verici olduğunu, kendisini evine sokmadığını ve evden dışarıya çıkarmadığını, misafirlerine saldırarak rahatsız ettiğini ve bahçedeki bitki örtüsüne de zarar verdiğini belirterek davalıya ait köpeğin ev ve arsa dışına çıkartılmasını veya uygun görülecek bir önlemin alınmasını istemiştir.
Davalı on yıldır köpek beslediğini, şimdiye kadar davacının bir şikayetinin olmadığım, aralarında başka bir dava nedeniyle husumet bulunduğunu, bu nedenle eldeki davayı açtığını, köpeğin aşılarının tam olduğunu hiçbir saldırgan davranışının bulunmadığım ve ayrıca davacı ve kendisinin güvenliğini sağladığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar vermiş hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 661. maddesi uyarınca komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkindir. Anılan maddeye göre mülkiyet hakkının kullanılmasına, komşuluk hukuku ilkeleri uyarınca sınırlandırma getirilmiş, mülkiyet hakkının kullanımında komşuya hoşgörü sınırlarını aşan ve ona zarar verecek her türlü eylem yasaklanmıştır. Bu davalarda zarar tesbit edildiği takdirde bunun giderim şeklide açık ve infaza elverişli bir şekilde belirlenmelidir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre, davalının köpeğinin bahçe içinde serbest gezmesinin sebze ve yeşillikler ile insan sağlığı açısından sakıncalı ve tehlikeli olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu tehlikenin nasıl giderileceği, alınması gereken önlemlerin ne şekilde kimin tarafından uygulanacağı hüküm kısmında somut bir şekilde belirlenmesi gerekir iken HUMK. nun 388 ve 389 maddelerine aykırı şekilde çelişkili, karışık ve infaza elverişli olmayacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 01.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy