(818 S. K. m. 511, 512, 516, 517) (743 S. K. m. 492)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 29.2.2000 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma aktine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.4.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyarınca dava konusu 1023 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalılar sözleşmenin davacı dışındaki mirasçılarından mal kaçırmak amacına yönelik olarak yapıldığını, murisin özel bakımı gerektiren bir rahatsızlığı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ölünceye kadar bakma sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Borçlar Kanunun 511. maddesine göre, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle taraflardan biri, diğerine karşı hayatı boyunca kendisine bakılması ve özen gösterilmesi taahhüdü karşılığında ona malvarlığını ya da bazı mallarını geçirmeyi borçlanır. Borçlu, alacaklının mirasçısı olarak atanmışsa sözleşme, Borçlar Kanununun 512 ve Medeni Kanunun 492 ve devamı maddeleri gereğince miras sözleşmesine ilişkin kurallara tabidir. Yasanın öngördüğü şekil bir geçerlilik koşuludur.
Sözleşmeyi fesih hakkı. Borçlar Kanunun 516 ve 517 maddeleri hükümleri gereğince sözleşmenin taraflarına aittir.
Somut olayda; muris sağlığında davacı ile usulüne göre noterde ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemiştir. Bakım alacaklısı olan muris sağlığında kendisine bakılmadığını ileri sürerek sözleşmenin iptali yolunda herhangi bir dava açmamıştır. Kendisine bakılmadığı yönünde sağlığında herhangi bir beyanda bulunmayan ve bu yönde dava açarak sözleşmenin iptalini istemeyen murisin mirasçısının da sözleşmenin geçersizliği iddiaları kabul edilemez.
Kaldı ki murisin halefi olan davalıların muvazaa savunmalarının da geçersizliğini ileri sürdükleri sözleşme ile aynı güçte bir yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Böyle bir belge de sunulmadığına göre davacının isteminin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde verilen karar doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 1.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy