(4342 S. K. m. 5)
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 28.9.1998 ve 31.5.1999 gününde verilen dilekçeler ile tescil istenmesi üzerine davalar birleştirilerek yapılan duruşma sonunda; davaların kabulüne dair verilen 7.2.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı (K. davalı) Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, hazine vekili, hudutlarını belirttiği dava konusu taşınmazın tesbit harici bırakıldığını ancak, bu yerin davalı Yazıbaşı Köyünün kadim merası olduğunu ilen sürerek, mera olarak sınırlandırılmasını ve özel siciline yazılmasını istemiştir.
Yargılama devam ederken, H. Ocak ve arkadaşları, dava konusu yer içerisinde bulunan ve krokide A harfi ile gösterilen kesimin, davacılar Teyyibe Kılınç ve arkadaşları krokide B harfi ile gösterilen kesimin davacı A. Albayrak'da krokide C harfi ile gösterilen kesimin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden adlarına tescilini istemişlerdir.
Sözü edilen davalar, eldeki işbu dava ile birleştirilmiş, mahkeme tüm davaların kabulüne karar vermiş, hükmüm davacı (karşı davalı) hazine vekili temyize getirmiştir.
Dosya arasında bulunan Palu Tapulama Mahkemesinin 1975/49 esas, 1977/696 karar sayılı dosyasındaki 24.3.1977 tarihli keşif tutanağı incelendiğinde; o dava da dava konusu olan 428 sayılı parsele (sonradan ifraz ile 1109,1110 ve 1111 parseller olmuştur) ilişkin olarak yerel bilirkişi O.Yılmaz ve tanık Y. Şaşmaz'ın beyanlarında açıkça; 428 parselin kuzey kısmının hiçbir zaman sürülmemiş ve kadimden beri mera olduğu, 572 parselin tasarruf hudutlarının 428 parsele dayanmadığı, 351 ve 572 parsellerin 428 parsele komşu kısmının kadim köy merası olduğu gibi, 428 parselin doğusunun, kuzeyinin ve güneyinin kadim mera olduğunun ifade edildiği görülmüştür.
Eldeki davanın keşfinde de yerel bilirkişi ve tanıklar nizalı yerin tamamının kadim mera olduğunu söyledikleri gibi Ziraat Mühendisi bilirkişi de taşınmazın tüm özelliklen itibariyle mera arazisi niteliğinde olduğunu raporunda belirtmiştir. Kaldı ki, keşifte yerel bilirkişi olarak dinlenen A. Albayrak, bu dosya ile birleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/77 esas sayılı dosyasının davacısı olup, keşifteki beyanı ile birleşen davasındaki tescil talebi birbiri ile çelişmektedir.
Nizalı yerin tümünün kadim mera olduğu dosya kapsamı ile tereddüte yer vermeyecek şekilde anlaşılmıştır. Birleşen davaların davacılarının krokide A, B ve C harfleri ile gösterilen yerleri meradan açmak suretiyle kullandıkları da sabittir. Meralar Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülkiyete konu olmaz ve zilyetlikle kazanılması da mümkün değildir. O halde hazinenin davasının taşınmazın tamamına yönelik olarak kabulüne, birleşen davaların ise reddine karar vermek gerekirken, dayanaksız ve soyut yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi raporlarına istinaden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı (karşı davalı) hazine vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy