(818 S. K. m. 96, 101, 106, 107)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 8.5.1998 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmaz ise alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 26.2.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ve vekili gelmedi. Karşı taraftan Ü. Yavuz vekili Av. M. E. Semerci geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davalı Ü. Yavuz vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalılardan Ü. Yavuz'un yüklenici, diğer davalıların ise arsa sahipleri olduğunu, bunlar arasında 20.8.1992 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, yüklenicinin de inşaat sözleşmesi uyarınca kendine ayrılan yerlerden olan 1702 ada 1 parseldeki 2 numaralı villayı 18.8.1994 tarihli adiyen düzenlenmiş sözleşme ile davacıya sattığını, 850.000.000 lira olan satış bedelinin 151.000.000 lirasının sözleşme tanzimi sırasında nakden ödendiğini, bakiye bedelin 14 eşit taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığını ancak daha sonra sözlü bir anlaşma ile yüklenici yanında çalışan davacının kocasının ücret alacaklarının, bakiye satış bedeline sayılmasına taraflarca kabul edildiğini, böylece bakiye satış bedelinin de müvekkilinin kocasının ücret alacakları ile ödenmiş olduğunu, buna karşın yüklenicinin taahhüt ettiği villayı tapudan başka bir kişiye devrettiğini ileri sürerek müvekkiline satılan bağımsız bölüm tapusunun iptal edilerek davacı adına tesciline, bu mümkün görülmez ise yüklenicinin hak sahibi olduğu dairelerden birinin tapusunun iptal edilerek davacı adına tesciline veya keşif tarihindeki tespit edilecek değerinin davacıya ticari faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme önceki kararında; tapu iptali ve tescil isteğinin reddine, bakiye satış bedelinin ödendiği veya davacının kocasının çalışması ile ödeneceğine dair bir anlaşmanın varlığı kanıtlanamadığından ve iki taksitin ödenmemesi halinde peşin ödenen 151.000.000 liranın istenemeyeceğine dair sözleşmede hüküm bulunduğundan bahisle bedel isteğinin de reddine karar vermiştir.
Önceki karar davacı vekilinin temyizi üzerine; tapu iptali ve tescil isteğine yönelik temyiz itirazları reddedilerek bedele yönelik temyiz itirazları yönünden bozulmuştur
Bozmada; davalının, davadan önce akdi feshetme iradesini davacıya bildirdiğinin kanıtlanamadığına, salt temerrüt olgusunun gerçekleşmesinin alacaklının akdi feshetme yönündeki iradesini açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde borçluya bildirmeden akdin kendiliğinden feshedilmiş olduğunun kabulünü gerektirmeyeceğine, iki taksitin ödenmemesi halinde sözleşmenin sona ereceğine değinen sözleşme hükmünün de belirtilen biçimde fesih bildirimi olmadan akdin feshedilmiş sayılacağı biçiminde değerlendirilemeyeceğine, bu nedenlerle usulüne uygun bir fesih bildirimi olmadığından davacının bedel isteğinin incelenerek bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Kabule göre de ceza koşulunun, tenkisi gerekip gerekmediğinin üzerinde durulması istenmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek bu defa; davacının bakiye bedeli ödediğini kanıtlayamadığı, keza kocasının ücreti mahsup edilmek suretiyle bakiye bedelin ödediğini de kanıtlayamadığı, kendi edimini yerine getirmeden karşı tarafın edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği, yaptığı ödemeyi geri isteyebileceği, dava dilekçesinde de bu hususta bir talebinin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş, hükmü; davacı vekili temyize getirmiştir.
Davacının bakiye satış bedelini öngörülen vade ve miktarlarda ödediği kanıtlanamamış olduğundan davacı yönünden temerrüt olgusunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir ise de; davacının temerrüdü karşısında davalı yüklenicinin temerrüt nedeniyle akitten döndüğünü zamanında davacıya bildirmesi gerekir. Oysa yüklenici böyle bir yol izlemeden usulünce akitten dönmeden davacıya harici sözleşme ile satmış olduğu villayı 12.12.1996 tarihinde tapudan üçüncü kişi S. Koyuncu'ya satmak suretiyle kendi ediminin ifasını imkansız hale getirmiştir. Bu durumda sözleşmeden usulünce dönmeden kendi ediminin ifasını imkansız hale getiren davalı yüklenicinin, davacının bedel isteği yönünden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu konuda dava dilekçesinde istek de bulunduğundan davacının ödediği satış bedeline göre bedel isteğinin kabulü gerekirken bu istek yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy