(4721 S. K. m. 15) (818 S. K. m. 22)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.4.1994 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.3.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Ekrem, Sabri, Mahmut, Derviş ve Abdurrahman Çetinkaya tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Vesayet altında bulunan Derviş ve Keziban vasilerine tebligat yapılmaması, Tebligat Kanunun 35.maddesi gereğince yapılan diğer tebligatların da mahkeme divanhanesinde ilan edilmemesi yerinde değil ise de, davalılardan bir kısmının yasal süresinde temyiz yoluna başvurmaları ve aralarında dava konusu taşınmazın iştirak halinde mülkiyete konu olması nedeniyle zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, yapılacak temyiz incelemesi tüm davalıları kapsayacağından tebligat usulsüzlüğü ve eksikliği nedeniyle dosya geri çevrilmemiştir.
Davacı, 5.11.1991 tarihli satış vaadi sözleşmesi uyarınca 674 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından kendisine satışının vaad edildiğini, sözleşme gereğince edimini yerine getirdiğini ileri sürerek, anılan taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı Ekrem Çetinkaya satış vaadi sözleşmesinin 1991/3182 sayılı icra takip dosyasındaki borcun teminatı olduğunu, satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi için vekaletname veren Derviş Çetinkaya ve Keziban Yerebakan'ın akıl hastası olduklarını, bu kişilere vasi atanması gerektiğini, sözleşmenin de geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar Ekrem, Sabri, Mahmut Emin, Derviş ve Abdurrahman Çetinkaya temyize getirmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu sözleşme davalılardan Ekrem Çetinkaya'ya diğer davalıların verdiği vekaletname uyarınca Ekrem ve davacı tarafından noterde usulünce düzenlenmiştir. Davacı, 647 parsel sayılı taşınmazın satışının vaad edilmesine karşılık edim olarak 1991/3182 sayılı dosyadaki 50 milyon liralık borcu ödemeyi kabul etmiştir. Anılan dosyadaki borcun ödenmesi nedeniyle 20.1.1992 tarihinde takipten feragat edilmiştir. Sözleşme düzenleniş şekli ve yüklenilen edimin yerine getirilmesi açısından geçerlidir. Ancak satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının bulunup bulunmadığı ve sözleşmenin taraflarından Keziban ve Derviş'in de sözleşmenin düzenlenmesi için vekaletname verdikleri 7.5.1991 tarihinde fiil ehliyetine sahip olup olmadıkları dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden saptanamamıştır.
1- Dava konusu taşınmaz tapuda İbrahim Çetinkaya adına kayıtlıdır. İbrahim Çetinkaya'nın veraset ilamı dosyada yoktur. Öncelikle İbrahim'in veraset ilamı alınarak, mirasçılarından tamamının satış vaadinde bulunup bulunmadıkları saptanmalıdır. Taşınmaz muris adına kayıtlı olduğundan, mirasçılarından tamamının satışı söz konusu değilse satıcılar dışında da mirasçı var ise iştirak halinde mülkiyete konu olması nedeniyle ancak alıcının da mirasçı olması halinde sözleşmenin ifa olanağı doğacaktır. Aksi takdirde davanın sözleşmenin ifa olanağının bulunmaması nedeniyle başka herhangi bir araştırmaya gerek olmadan reddi gerekecektir.
2- Satıcılardan Keziban ve Derviş'in sözleşmenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı mahkemece yeterince araştırılmamıştır. Dava sırasında kronik şizofren oldukları saptanan bu kişilerin vekaletname verdikleri tarihte de hasta olup olmadıkları, tedavi görmüş iseler buna ilişkin tüm bilgi ve belgeler toplanıp, gerekirse tanık da dinlenerek, Adli Tıp Kurumu ya da İhtisas hastahanelerinden birinden alınacak rapor ile belirlenmelidir. Sözleşme tarihinde de fiil ehliyetleri yok ise sözleşme bunlar açısından geçersiz sayılacaktır.
3- Temyiz aşamasında satıcılardan Keziban Yerebakan'ın intihar ederek öldüğü bildirilmektedir. Bu iddia da araştırılarak davalı ölmüş ise mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine, 16.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy