(743 S. K. m. 648, 655, 919)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.10.1999 ve 26.5.2000 gününde verilen dilekçeler ile zilyetliğin tespiti ve beyanlar hanesine şerh ve temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacının temliken tescil isteminin kabulüne dair verilen 27.10.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 21 parsel sayılı taşınmazın 30-40 yıldır zilyetliğinde olduğunu, üzerinde kendi yetiştirdiği bağ, incir ve fıstık ağaçları bulunduğunu, tespit sırasında taşınmaz başında olmadıklarından taşınmazın Hazine adına yazıldığını, bu nedenle taşınmaz üzerindeki ağaçların tespiti ile beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiştir.
Davacı daha sonra, açtığı dava ile aynı taşınmaz için Medeni Kanunun 655. maddesi uyarınca temliken tescil talebinde bulunmuş ve her iki dava birleştirilmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, temliken tescil isteminin kabulüne tespit ve beyanlar hanesine şerh verilmesi isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyize getirmiştir.
Davalar, Hazine adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki muhtesatın tespiti ile bayanlar hanesine şerh verilmesi ve temliken tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın davacı zilyetliğinde olduğu ancak, kadastro tespiti sırasında zilyedi saptanamadığından, zilyedin başvurusu halinde kendisine devredilmek üzere Hazine adına tespit ve tescil edildiği sabittir. Davacı, tespite itiraz etmediği gibi 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde de tapu iptali ve tescil davası açmamıştır. Ancak, taşınmazını kullanmaya devam etmiş üzerinde bağ yetiştirmiş, fıstık, elma, nar ve incir ağaçları dikmiştir.
Davacı ilk davası ile dikilen şeylerin kendisine ait olduğunnu tespiti ile beyanlar hanesine şerh verilmesini istemiş, daha sonra da bu dosya ile birleştirilen ikinci davayı açarak temliken tescil talep etmiştir.
Medeni Kanunun 664/II. maddesi gereğince sürekli kalmak amacıyla dikilen, bitkiler, üzerinde bulundukları arazinin mütemmim cüzüdürler. Bir kimsenin başkasının arazisine bitki dikmesi halinde haksız inşaat hakkındaki Medeni Kanunun 648 vd. hükümleri bunlar hakkında da uygulanır. ancak bitkiler yönünden üst hakkı tesis edilemez. (Medeni Kanun madde 655). Tatbikat Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca, Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce tesis edilmiş üst hakları geçerliliklerini korumakla birlikte tapu kütüğüne tescil edilemezler. Ayrıca, Tatbikat Kanunu'nun 21. maddesinde de başkasının arazisine ağaç diken kişilerin bu ağaçlar üzerindeki mülkiyet hakkının Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce geçerli olan kanun hükümlerine göre saklı olduğu hususu düzenlenmiştir.
Tapu Sicil Tüzüğü'nün 60, 61, 62, 63 ve 64. maddeleri de beyanlar hanesine hangi hususların işaret edileceğini düzenlemiştir. Buna göre, teferruat, kanunen tesis edilen daimi geçit hakkı, Medeni Kanuna göre artık tesisi mümkün olmayan aynı haklar (Tatbikat Kanunu madde 39) Kamu Hukukundan doğan mülkiyet kayıtlamaları, inşaata iş başlama tarihine ilişkin beyan, eşyaya bağlı aynı haklar, Kat Mülkiyeti Kanunu ve Kadastro Kanunu'nun da öngörülen hususlar beyanlar hanesine işlenebilir.
Medeni Kanunun 919.maddesi ise tapuya şerh edilebilecek şahsi hakları düzenlemiştir. Bunlar sözleşmeden kaynaklanan şuf'a, iştira ve vefa hakları ile kira ve isticar gibi şahsi haklar olup, kanunun açıkça tayin ettiği hallerde tapu siciline şerh verilebilir.
Davacının, bu durumda, taşınmaz üzerindeki muhtesatın tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesini isteme olanağı yoktur. Sadece tespit hükmü verilebilir. Mahkemece, temliken tescil isteği kabul edildiği için davacının ilk açtığı dava reddedilmiştir. Ancak, yukarıda da açıklandığı gibi, sürekli kalmak amacıyla dikilen bitkilerin üzerinde bulunduğu arazinin mütemmim cüzü olup, bunları diken kişinin Medeni Kanunu'nun 648 ve devamı maddeleri uyarınca temliken tescil isteme olanaığı vardır. Bu isteğin kabul edilebilmesi için de yani Medeni Kanun 655. maddesinden yararlanabilmek için de iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle bitkileri diken kişi iyi niyetli olmalıdır (subjektif koşul). Bunun yanı sıra muhtesatın değeri de zemin değerinden fazla bulunmalıdır (objektif koşul). Davacı için objektif koşulun gerçekleştiği sabittir. Subjektif koşula gelince bitkileri diktiği tarihte taşınmaz Hazine adına kayıtlıdır, çapa bağlanmış ve maliki saptanmış taşınmazlarda üçüncü kişinin haklı nedeni olmadan (satın alma gibi) bu taşınmaz üzerine bina yapması, bitki dikmesi iyi niyetle bağdaştırılamaz. Davacı da yasal süresi içinde tespit ve tescile karşı çıkmamış, taşınmazı kullanmaya devam etmiştir. Hukuken başkasına ait olduğu bilinen bir taşınmazı kullanan iyi niyetli kabul edilemez. Bu hususlar gözetilmeden, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy