(1086 S. K. m.364, 366, 368) (4721 S. K. m.683, 719, 720, 1000, 1022)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 18.5.1990 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29.5.2001 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.10.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av.Ayşegül Karaca ve Av.Ümmühan Ertuğrul ile karşı taraftan davacı köy vekili Av.Tuncay Kılınbaz geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece her ne kadar bozma ilamına uyularak müşterek yararlanma hakkına vaki elatmanın önlenmesine karar verilmiş ise de, hüküm kısmında, çekişmeye konu yeri gösteren herhangi bir uzman bilirkişi haritasına atıf yapılmadan sadece dava dilekçesinde belirtilen sınırlar zikredilmek suretiyle bu yerdeki müşterek yararlanma hakkına vaki elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
Oysa; gerek mahkeme hükmünde gerekse dava dilekçesinde belirtilen bu sınırların arazi üzerindeki yerleri dosyaya sunulan muhtelif tarihli bilirkişi raporlarında açıklanıp gösterilmediği gibi sözü edilen raporlarda çekişmeye konu yer olarak bir birinden farklı yerlerin saptanmış olduğu görülmektedir. Esasen davacı koy muhtarı da dava dilekçesinde belirttiği sınırlara göre çekişmeli yeri saptamanın olanaksızlığını bildiği için gerek ilk keşifte gerekse sonraki keşiflerde bu sınırlarla arazi üzerinde hangi yeri kasdetmek istediğini özel olarak göstermiştir. Hal böyle olmasına rağmen çekişmeli yerin gerçekte neresi olduğunu açıklayan ve gösteren, aynı zamanda keşfi izlemeye ve infaza elverişli uzman bilirkişi raporuna dayanılmadan sadece dava dilekçesinde belirtilen sınırlar zikredilmek suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Bu durumda taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak uyuşmazlığa konu yer kesin olarak belirlenmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye ve infaza elverişli rapor ve kroki alınmalı, bununla bağlantılı bir şekilde hüküm tesis edilmelidir. Bu yönler üzerinde durulmadan infazda sorun yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 100.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 30.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy