(4342 S. K. m. 5, 8, 9)
Davacı temsilcisi tarafından, davalılar aleyhine 13.3.1992 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 17.7.1997 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresince olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, öncesi mera olan taşınmazın tapulama tesbiti sırasında 804 parsel olarak davalılar adına tesbitinin yapıldığını bildirip tapunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasını istemiştir. Mahkeme; dava konusu parselin davalılara murisinden kaldığı, mera olmadığı gerekçesi ile davayı red etmiş, hükmü davacı temsilcisi temyize getirmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma, soruşturma ve inceleme eksik olup hüküm vermeye yeterli görülmemiştir.
Kadim mera iddiası ile açılan bu tür davalarda yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köylerden, tarafsız, yöreyi iyi bilen davada yararı olmayan yaşlı kimselerden seçilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemenin 20.5.1997 tarihinde yaptığı keşifde dava konusu taşınmazın bulunduğu ve davalıların oturduğu kuşcağız köyü halkından oldukları anlaşılan kişileri mahalli bilirkişi olarak seçip dinlemesi doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan; uzman bilirkişi olarak seçilen ziraat teknisyeni 20.5.1997 tarihli keşif zabtına geçen beyanı ile; dava konusu taşınmazın üzerinde keven, çayır, kekik gibi mera bitkilerinin bulunduğunu açıkladıktan sonra devamla evveliyatının tarım arazisi olduğunu ancak terk edildiği için taşınmazın sonradan mera görünümü ve niteliği kazandığını belirtmesi çelişki olup, taşınmazın öncesinin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlendiğinden de söz edilmez.
Mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, yukarıda belirtilen şekilde seçilen mahalli bilirkişiler ve tarafların göstereceği tanıklar taşınmaz başında dinlenerek, çekişmeli taşınmazların nitelikleri ve tasarruf şekli hakkında bilgilerine başvurmalı, ziraat mühendisi olan uzman bilirkişiden toprağın yapısı ile ilgili ayrıntılı ve açık rapor alınmalı, böylece taşınmazın gerçek niteliği tesbit edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme soruşturmaya ve yetersiz kesitlere dayanılarak yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, 08.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy