(743 S. K. m. 650)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.10.1999 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.7.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Fatma'nın vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 237 parsel sayılı taşınmazın babası davalı Hüseyin tarafından ev yapması için kendisine verildiğini, taşınmaz üzerine ev yapıp kullandığını, ancak, daha sonra bu yerin diğer davalıya temlik edildiğini, yengesi olan davalı Fatma'nın buraya kendisi tarafından iyi niyetle bina yapıldığını bildiğini ileri sürerek Medeni Kanunun 650. maddesi uyarınca temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hüseyin, davacı ile 7.2.1989 tarihinde Karasu Noterliğinde ölünceye kadar bakım sözleşmesi düzenlediklerini, bakım borcunu yerine getirmemesi nedeniyle, yeri yine ölünceye kadar bakım koşuluyla diğer davalı Fatma'ya temlik ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Fatma, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının babasının onayı ile ev yaptığı ve iyi niyetli olduğu, diğer davalının da bu durumu bilerek taşınmazı satın aldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Fatma temyize getirmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 650. maddesi uyarınca temliken tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bina yapan kişinin iyi niyetli olması ( sübjektif koşul ) ve bina değerinin zemin değerinden fazla olması ( objektif koşul ) koşulları bulunmalıdır.
Somut olayda, objektif koşulun gerçekleştiği sabittir. Davacının iyi niyetle bina yaptığı iddiasına gelince, davacı tanıkları davalı Hüseyin'in davacının ev yapmasına izin verdiğini bildirmişlerdir. Ancak, davalı Hüseyin, oğlu davacı ile ölünceye kadar bakım sözleşmesi düzenlediğini, bakım borcunu da yerine getirmediğini bu nedenle de dava konusu yerin ölünceye kadar bakım koşuluyla gelini diğer davalıya yeri sattığını savunmaktadır.
Davalı Fatma'nın ise edim karşılığı kendisine tapuda devredilen taşınmazı sırf davacıyı zararlandırmak, onun tapuyu almasını önlemek için aldığı ispatlanamamıştır. Bu durumda davanın dava konusu yere iyi niyetle bina yapması nedeniyle Medeni Kanunun 650. maddesinden kaynaklanan şahsi hakkını yeni malike karşı ileri sürme olanağından söz edilemez. Mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy