(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.12.1999 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.7.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kâğıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, genel yola bağlantısı olmayan taşınmaz lehine davalı taşınmazından geçit tesis edilmesini istemiş; davalı, davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; dosyada mevcut iki bilirkişi raporu arasında geçit yeri olarak belirlenen yerin değeri konusunda büyük farklılık vardır. Mahkemece bu iki rapor arasındaki değer farklılığı giderilmediği gibi, ikinci bilirkişi raporunda gösterilen değere itibar edilmesinin nedeni de açıklanmamıştır.
Medeni Kanunun 671. maddesinde "Tariki amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan fayrimenkul sahibi tam bir ivaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkini talep edebilir" şeklindeki hükümde zorunlu geçit istemlerinde tesis edilecek yolun bedel karşılığı verilebileceği belirtilmiştir. Bu kabil davalarda hüküm altına alınacak tazminatın hesabında yalnız üzerinde geçit hakkı tesis edilecek taşınmaz için değil, bu taşınmazın böyle bir külfetle yükümlü tutulması sonucu taşınmazın tümünde hasıl olacak değer kaybının ve bu yüzden uğranılacak zararın göz önünde tutulması ve bu meyanda muhdesat bakımından da değerlendirme yapılması icap eder. Aleyhine geçit kurulan davalı taşınmazının yola cepheli olan kısmında duvar bulunduğu teknik bilirkişinin düzenlediği krokiden görelmektedir. Gerek ilk raporda ve gerekse ikinci raporda bu hususlar gereği gibi açıklanmamış ve geçit hakkı tesisi dolayısı ile bu kesim üzerindeki muhdesat bakımından uğranılacak zarar dile getirilmemiştir. Raporlar bu yönleri ile yetersiz olduğundan bu raporlara dayalı hüküm de yasal koşulları tümüyle içermediğinden kanuna uygun bulunmamıştır.
O halde, uzman bilirkişiler aracılığı ile yukarıda açıklanan hususlarda nazara alınarak geçit yerinin tam ivazı tespit edilmeli, taraf taşınmazlarının nitelikleri ve muhdesat da değrlendirilerek, muhdesata ilişkin yükümlülüğün taraflardan hangisine ait olacağı da belirlenmek suretiyle varılacak sonuca göre bir hüküm kurulmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteğinin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 16.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy