(1086 S. K. m. 440, 442A)
Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 29.5.2001 gün ve 2001/2768-4053 sayılı Hamiyle bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı (davacı) vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, 2.2.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava konusu taşınmazın 3/4 payını aldığını, kalan 1/4 payın bedelini de ödediğini, ancak satışı yapan taşınmaz malikinin vekilinin 1/4 pay için kendisine satış yapmadığı gibi, tamamını eşine tapuda sattığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, iyi niyetli alıcı olduğunu savunmuş, ayrıca açtığı ve eldeki dosya ile birleştirilen davasında, tapulu taşınmazına elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
Mahkemece, davalının, davacıya satış yapan taşınmaz maliki vekilinin eşi olduğu, davacıya yapılan satışı boşa çıkarmak amacıyla tapunun vekil tarafından eşi davalıya devredildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının temyizi üzerine, 2.2.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesinde 3/4 Payın satışı yapıldığı halde kalan pay için de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Bu kez davalı, iyi niyetli alıcı olduğunu, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gerekçesiyle karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Sözleşme, noterde resmi şekilde düzenlenmiş, yasal unsurlarım taşıyan geçerli bir sözleşmedir. Davacı, sözleşme uyarınca tescil istemektedir. Ancak, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden sonra davacıya satış yapan vekilin eşine, tapuda satılmıştır. Taşınmaz malikleri ise, dava konusu taşınmazı davacıya sattıklarını söylemektedirler. Bu durumda kayıt malikleri vekilinin, davacıya yapılan satışı boşa çıkarmak amacıyla mülkiyeti eşine geçirdiği ve davalı ile birlikte hareket ettiklerinin kabulünde bir usulsüzlük yoktur. Ancak, davacı 1/4 pay için mülkiyet nakil borcu doğuran resmi şekilde düzenlenmiş bir sözleşme sunamamıştır. Bu durumda davanın geçerli sözleşmeye konu 3/4 pay için kabulü gerekir. Dairemizce yerel mahkeme kararı bu nedenle bozulmuştur.
Birleştirilen ve davalı tarafından eldeki davanın davacısına karşı açılan dava da, tapu iptali ve tescil isteği kabul edildiği için reddedilmiştir. Yani mahkeme bu yönde de hüküm kurmuştur.
Tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin yerel mahkeme kararı bozulduğundan, birleştirilen dava yönünden mahkemenin yeniden değerlendirme yapma olanağı vardır. Bu nedenle bozma ilamımızda, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkin hüküm inceleme konusu yapılmamıştır.
Açıklandığı şekilde, bozma ilamımız usul ve yasaya uygun bulunduğundan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı gerekçelerle yerinde görülmeyen ve HUMK.nun 440.maddesinde gösterilen nedenlerden hiçbirisine de uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, anılan yasanın 442/III maddesi gereğince, 35.591.400 TL. para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına, harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 26.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy