(743 S. K. m. 796)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.02.2000 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 25.5.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dışı Hıdır Demirin davalı bankadan aldığı kredinin teminatı olmak üzere, adına kayıtlı 59 parsel sayılı taşınmaz üzerine davalı banka lehine konulan ipotek bedelini ödediğini ileri sürerek, ipotek şerhinin kaldırılması isteminde bulunmuştur.
Davalı banka özetle, davacının, Medeni Kanunun 796. Maddesindeki amaca uygun olarak 15.8.1997 tarihinde üst sınır ipoteği olarak düzenlenen ipotek sözleşmesini kabul ettiğini, sözleşme gereğince kredi borçlusu Hıdır Demir'in bankaya karşı sorumluluğunun devam ettiğini, bu nedenle ipoteğin kaldırılmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmazın değerinden, alacaklının alacağını elde etmesi olanağını sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek, borçluya ait bir taşınmaz üzerine konulabileceği gibi üçüncü kişiye ait bir taşınmaz üzerinde de kurulabilir.
İpoteğin kurulabilmesi için, öncelikle rehnedilecek (ipotek edilecek) gayrimenkulün maliki ile alacaklı arasında bir anlaşma (rehin sözleşmesi) yapılmış olması ve Medeni Kanunun 771/1. Maddesi uyarınca hukuki sonuç doğurabilmesi için de Tapu Siciline tescil edilmesi gerekir.
Medeni Kanunun 796/1. Maddesi uyarınca, bir alacağa teminat almak üzere kurulan gayrimenkul rehininin mutlaka mevcut bir alacak için kurulması şart olmayıp, ileride doğabilecek veya doğma olasılığı olan herhangi bir alacağın temini için de kurulabilir. Ancak bu halde, Medeni Kanunun 766. Maddesi uyarınca alacağın miktarı belli değil ise, gayrimenkulün azami ne miktar için teminat teşkil edeceği taraflarca tespit edilecektir.
Somut olayda, dava konusu 59 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulan ipotek nedeniyle düzenlenen ipotek belgesine göre ipotek bedeli 12.650.000.000.TL. olarak belirlenmiştir.
Davacının, alacaklı-davalı banka tarafından kat edilen borcu ve ipotek bedelini ödediği toplanan kanıtlar ile saptanmış olup, tarafların da kabulündedir. Buna göre davacı ipotek belgesinde yazılı olan ve ipotek borçlusu olarak hukuki sorumluluğunun sınırlarını belirleyen bedeli ödemiştir. Bu nedenle mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ve sunulan kanıtlar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 15.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy