(743 S. K. m. 650)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.6.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.5.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.11.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı hazine vekili Av. A. Ö. ile karşı taraftan davacı vekili Av. S. Y. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş bu karara bırakıldı Bilahare dosya ve içersindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; Medeni Kanunun 650 nci maddesi uyarınca temliken tescil isteğine ilişkindir. Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş hükmü; davalı hazine vekili temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 650.nci maddesinin uygulanabilmesi için; bir kimsenin o yerin kendisine ait olduğu kanaati ile veya kendisine müştakilen temlik olunacağı vaadine güvenerek inşaat yaptırmış olması lazımdır.
İncelenen olayda ise temlik davası bu yerin kendisine ait olmadığını bilmektedir. Dava konusu taşınmaz özel mülk olarak, arsa niteliğiyle davalı Hazine adına kayıtlı bulunmaktadır. Hazine tarafından 12.7.1990 tarihli kira sözleşmesi ile 10 yıl süreli olmak üzere davacıya kiraya verilmiştir. Kira sözleşmesinde taşınmazın özel okul yaptırılmak üzere kiralandığı ve tahliye halinde muhdesatın hazineye bırakılacağı belirtilmektedir. Şu hali ile davacının kiracı olarak bulunduğu bu yerde, tahliye halinde hazineye bırakmayı taahhüt ettiği muhdesat için Medeni Kanunun 650 nci maddesi anlamında, her ne kadar sonradan kira sözleşmesi, müstemilat davacıya ait olmak üzere feshedilmiş ise de bu durum dahi davacının iyiniyetli sayılmasını gerektirmez. Önemli olan davacının mühdesatın oluşturulduğu zaman itibariyle iyiniyetli bulunmasıdır.
Açıklanan nedenlerle, Medeni Kanunun 650 nci maddesinin öngördüğünü subjektif şart gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine bazı düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 97.500.000 Lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine, 20.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy