(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.4.1998 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.6.1999 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, yola bağlantısı olmayan 131 parsel sayılı taşınmazı lehine davalılara ait 123 ve 134 parsellerden geçit kurulmasını istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 671. maddesinin amacı, yola bağlantısı olmayan taşınmaz malikinin genel yola kesintisiz bir şekilde çıkışının taraf taşınmazlarının özellikleri ve tarafların menfaatleri gözetilerek bir tarım aracının geçebileceği 2,5-3 metre genişlikte yol ile sağlanmasıdır. Bir irtifak hakkı niteliği arz etmekle birlikte, komşuluk hukukundan kaynaklanan geçit hakkı davalarında, tarafların yararları objektif esaslara göre saptanarak ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi de gözetilerek en az zarar görecek taşınmaz üzerinden geçit hakkının kurulması gerekir.
Eldeki davada, davacı taşınmazının yola bağlantısının olmadığı ve geçit ihtiyacının bulunduğu açıktır. Aleyhine geçit kurulması istenen davalılara ait 123 ve 134 parsel sayılı taşınmazların kuzeyinde yer alan kuru derenin gerçek tanıma uygun bir dere yatağı olmadığı ve bu yere sınır olan taşınmazların maliklerince çok uzun yıllardır yol olarak kullanıldığı, yol olarak kullanılmaması için de bir sebep bulunmadığı tüm bilirkişi raporları ve dosya kapsamı ile sabittir.
Dosyada mevcut bilirkişi raporları ve krokilerden davacı taşınmazının en kısa ve en az zarar ile kuzeydeki yol olarak kullanılan dereye ulaşabileceği anlaşılmaktadır. Zaruri hallerde ve yol ihtiyacını karşılayabileceği açıkça görülen durumlarda, yol olarak kullanıldığı sabit olan ve bu amaçla kullanılmasında bir sakınca bulunmayan kuru dere yatağına geçidin bağlanması mümkündür. Şu halde; davacı taşınmazının yol ihtiyacının bulunduğu sabit olduğuna ve davacı da davalılara ait taşınmazlardan geçerek kuzeydeki yol olarak kullanılan dereye ulaşmak istediğine göre, yukarıda açıklandığı şekilde davalılara ait 123 ve 134 parsellerden ayrı ayrı ya da her iki parselin ortak sınırından geçit olarak tesis edilebilecek yerler tespit edilerek bu alternatifler arasında fedakarlığın denkleştirilmesi ve en az zarar verme ilkelerine uygun karşılaştırma yapılarak sonucuna göre en uygun yerden davacı taşınmazına geçit hakkı sağlanması gerekir.
Bunlar gözetilmeden aksine görüş ve düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 16.2.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy