(818 S. K. m.539)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.11.2000 gününde verilen dilekçe ile müdahalenin meni ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 30.5.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, afet kadastrosu sonucu verilen dava konusu taşınmazlarda davalı ile komşu olduklarını ve ortak yararlanma için ayrılan yola davalının çakıl dökmek, tahta çit ve kapı yapmak suretiyle yoldan yararlanmasını engellediğini belirterek müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davalı, yola asıl tecavüzde bulunanın davacı olduğunu, su deposunun önünden gelen hayvanların evine ve arabasına zarar vermemeleri için tahta çit ve kapıyı yaptığını savunmuştur.
Mahkeme, davalının yola çakıl dökmek suretiyle yaptığı müdahalenin menine, tahta çit ve kapının kali konusundaki talebin ise, aynı yer hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde görülen ve kesinleşen dava sonucunda beraat kararı verildiğinden reddine karar vermiş, hükmü davacı taraf reddedilen talep yönünden temyize getirmiştir.
Somut olayda taraflara afet kadastrosu sonucu şu anda oturdukları evler verilmiştir. Yapılan parsellasyon krokisinde de görüldüğü üzere evler arasında yollar bırakılmıştır. Bu yollar umumi yol olmayıp, afet kadastrosu nedeniyle kendilerine ev verilen taşınmaz maliklerinin yararlanmasına ayrılan yerlerdir. Dosyada mevcut bilirkişi raporları ve davalı savunmasında da belirtildiği üzere, davalı su deposunun olduğu yerden evine doğru tahta çit ve kapı yapmak suretiyle yolu kapatmıştır. Davacı aynı iddialarla davalıyı şikayet
etmiş, Sulh Ceza Mahkemesinde görülen 1999/104-151 sayılı dosyada, dava konusu edilen yolun umumi yol olmadığı, afet kadastrosu nedeniyle yapılan parsel maliklerinin yararlanmasına tahsis edilen bir yol olduğu gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ve kesinleşmiştir. Borçlar Kanunun 53. maddesinin 1.cümlesine göre, hukuk hakimi ceza mahkemesinden verilen beraat kararıyla bağlı değildir. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen beraat kararı, nizalı yerin umumi yol olmaması nedeniyle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle verilmiştir. Dava konusu yerin umumi yol olmadığı hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Burası afet kadastrosu sonucu kendilerine ev verilen taşınmaz maliklerinin yol olarak müşterek yararlanmalarına ayrılan yer olduğundan ve dosyada mevcut 9.4.2001 tarihli bilirkişi raporunda kırmızı ile gösterilen davalının yaptığı tahta çit ve kapı da bu yararlanma hakkını engellediğinden bu talep hakkında da kabul kararı verilmesi gerektiği halde; yukarıda yazılı gerekçeyle verilen ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı gözetilmeden anılan karar esas alınarak red kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy