(4721 S. K. m. 683)
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 26.4.2000 tarihinde verilen dilekçe ile tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve tehlikenin giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.8.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar, 9 parsel s. taşınmazlarından 28 metrekarelik kısmının davalı tarafından kazılarak kullanıldığını, ayrıca davalının kullandığı 10 parsel s. taşınmazda tesfiye çalışmaları yaparak iki taşınmaz arasında 3 metrelik kot farkı oluşturduğunu, kot farkı sebebiyle toprak kayması tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yaratılan tehlikenin giderilmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalı, 28 metrekarelik kısmı toprakla doldurup düzelttiğini, kendi taşınmazında yaptığı tasfiye çalışması sonucu oluşan kot farkı sebebiyle toprak kaymasını engellemek için ağaçtan istinat duvarı yaptığını savunmuştur.
Mahkemece, 28 metrekarelik kısma yönelik elatmanın ortadan kalktığı, toprak kayma tehlikesinin de ağaçtan yapılan istinat duvarı sebebiyle şimdilik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacılar temyiz etmişlerdir.
Dava, tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda mülkiyet sınırlarını aşan kullanım olup olmadığı, ayrıca mülkiyet hakkını kullanırken komşuya zarar verecek oranda taşkınlık bulunup bulunmadığı saptanmalıdır.
Somut olayda, davacıların mülkiyet sınırları içerisindeki aşkın kullanımın dava aşamasında ortadan kaldırıldığı anlaşılmıştır. Ancak, iki taşınmaz arasındaki kot farkı sebebiyle oluşan kayma tehlikesinin ağaç istinat duvarıyla şimdilik ortadan kaldırılmış olması, komşuluk hukuku kuralları açısından hukuki çözüme ulaşma anlamına gelmez. Şöyle ki; keşifte dinlenen bilirkişi, ancak ocak taşından yapılacak istinat duvarı ile kayma tehlikesinin tamamen ortadan kalkacağını belirtmiştir. Daha sonra alınan ek rapor da tehlike olmadığı bildirilmiş ise de bu rapor ilk rapordaki bulguları çürüten nitelikte değildir. Açıklanan nedenle, mahkemece nihai çözüme ulaşacak şekilde, tehlikeyi tam olarak ortadan kaldıran önlemin alınmasına yönelik hüküm kurulması gerektiğinden, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de, davalının 28 metrekarelik yere elatmasını sonradan kaldırması dava açılmasına sebebiyet verdiğinden, yargılama giderlerinden sorumlu olmaması sonucunu doğurmayacağından yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması da ayrıca doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde yatırana geri verilmesine, 23.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy