(1086 S. K. m. 1, 8) (469 S. K. m. 3)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 2.9.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.5.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, murisinden intikal eden 992,1004 ve 1137 parsel sayılı taşınmazlardaki hissesinin hata, hile sonucu düzenlenen vekaletname uyarınca satışının yapılarak davalılar adına tescil edildiğini belirterek, tapu kaydının iptali ile payının adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, hata ve hile hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
HUMK. nun 1.maddesine göre, genel mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kural olarak HUMK. nun 8. maddesinde, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi ise 469 Sayılı Mahkemeler Teşkilatı Kanununun 3. maddesinde gösterilmiştir.
Malvarlığı haklarına ilişkin davalarda yani konusu para veya para ile ölçülebilen bir şey olan davalarda görev kural olarak dava konusu mal veya hakkın değerine göre belirlenir. (HUMK. nun m. 8/1) Bu değer davanın açıldığı tarihteki değerdir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı, 4146 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklik uyarınca 3.6.1996 tarihinden sonra açılan davalar bakımından (iki milyon liradan) yüzmilyon liraya çıkartılmıştır. Yüzmilyon liralık bu sınır 1.1.1998 tarihinden itibaren ikiyüz milyon, 1.1.2000 tarihinden itibaren dörtyüz milyon lira olarak uygulanacaktır. (4146 sayılı kanun ile HUMK. na eklenen Ek. m. 3)
Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir, bu nedenle hakim tarafından kendiliğinden gözetilir. Çünkü görev dava şartlarındandır. Hüküm Mahkemeleri gibi Yargıtay'da temyiz (ve karar düzeltme) incelemesi sırasında hükmü veren mahkemenin görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler. Bunun için tarafların hükmü görevsizlik nedeniyle de temyiz etmiş olmalarına gerek yoktur. Hükmü veren mahkemenin görevsiz olması mutlak bir temyiz (bozma) nedenidir.
Somut olayda; dava 2.9.1999 tarihinde açılmış olup, yapılan keşif ve bilirkişi beyanı ile taşınmazların dava tarihi itibariyle toplam değerlerinin ikiyüzmilyon liradan fazla olduğunun anlaşılmasına göre davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir.
Belirtilen nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 15.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy