(4721 S. K. m. 169)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.4.2001 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin terkini istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.7.2001 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25.12.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekilleri Av. Cem Yıldız ile Av. Kadir Çiçek ve karşı taraftan davacı vekili Av. Aydan Tunga geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; davacıya ait taşınmazdaki ipotek kaydının, davacının kocasının davalı şirkete olan borcundan dolayı kurulduğu, ipotek kurulurken Medeni Kanunun 169 ncu maddesi uyarınca hakim izni alınması gerekirken alınmadığı gerekçesiyle ipoteğin silinmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı şirket vekili temyize getirmiştir.
İpoteğin kuruluşuna ilişkin 2.3.2000 tarihli resmi senette; ipoteğin davacı Nevin Taş'ın vekili Nedim Camgöz tarafından, davalı şirket lehine düzenlenmiş ve düzenlenecek tüm genel kredi sözleşmelerine istinaden kullanmış olduğu ve kullanacağı Türk lirası nakit kredilerini doğmuş ve doğacak asaleten ve kefaleten borçlarını kapsayacak şekilde kurulduğu, vekilin noterce düzenlenmiş vekaletname uyarınca yetkili bulunduğu, kurulan ipoteğin yasanın aradığı biçim ve esas koşullarına uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan biçimiyle ipotek, davacının kocası lehine değil, bizzat şahsı adına kullandığı ve kullanacağı nakit krediler ile doğmuş ve doğacak asaleten ve kefaleten borçlarını kapsamak üzere kurulmuştur. Bu bakımdan olayda Medeni Kanunun 169 ncu maddesinde yazılı sulh hakiminin onayını gerektiren bir yön bulunmamaktadır.
Kaldı ki; Medeni Kanunun 169 ncu maddesinin sadece borçlandırıcı işlemler kapsadığı Yargısal uygulama ve öğretide genel kabul görmektedir. Oysa ipotek işlemi borçlandırıcı işlem değil tasarrufi işlemdir. Bu nedenle ipoteğin davacının kocasının borcundan dolayı kurulduğu varsayılsa dahi Medeni Kanunun 169 ncu maddesi uyarınca hakim onayına gerek bulunmamaktadır. (bkz. Ali Suat Ertosun, Medeni Kanunun 169.maddesi üzerine bir inceleme, Yargıtay Dergisi, Ocak-Nisan/1991, C:17, S.1-2)
Açıklanan bu hususlar gözönüne alınmadan aksine bazı düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 97.500.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 25.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy