(743 S. K. m. 656, 661)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.8.2001 gününde verilen dilekçe ile muarazanın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, davalının 1350 sayılı parseline yaptığı binanın ahır olarak kullanılmasının engellenmesine dair verilen 16.10.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Şükrü Uzun vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 3.8.2001 tarihli dilekçesi ile Keramettin Köyünde bulunan 1351 sayılı parseldeki evine bitişik davalının 1350 sayılı parselinde inşa etmekte bulunduğu ahır ve samanlık olarak kullanacağı binanın imar ve çevre hukuku ile komşuluk hukuku gereğince kullanılmasının engellenmesini istemiştir.
Davalı kendi parseli içerisinde yaptığı binanın davacı evine bakan pencerelerini kapattığını, diğer yönlerdeki pencereleri küçülttüğünü, henüz inşaatı bitirmediğini, ileride samanlık ve hayvan ahırı olarak kullanacağını beyanla reddini savunmuştur.
Mahkemece, tespit dosyası ile mahkemece yapılan keşif sonucu alınan rapora ve davalının beyanı ile çevre yönetmeliği hükümlerine göre davanın kabulüne davalının 1350 sayılı parselin içersinde davacı parselini sınırından 0.80 cm. içeride yaptığı binanın ahır olarak kullanılmasının engellenmesine karar verilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 661. maddesi gereğince komşuluk hukukuna aykırılığın önlenmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 661. maddesine göre, Bir kimse mülkünü kullanırken komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıktan çekinmeye mecburdur. Hususiyle mazarat veren ve gayrimenkulün mevki ve mahiyetine ve mahalli örfe göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi geçen gürültüler ve sarsıntılar yapmak ve duman ve kurum ve rahatsızlık veren sair toz, buğu, koku çıkarmak memnudur. Bu maddeye aykırı davranışın yaptırımı da Medeni Kanunun 656. maddesinde düzenlenmiştir. Ancak Medeni Kanunun 661. maddesinin uygulanabilmesi için somut zararın varlığı gereklidir. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 28.11.1951 tarih 106/206 sayılı kararında da (Medeni Kanunun 661. maddesinin uygulanabilmesi için zararın meydana gelmiş olması şarttır; ileride husule gelmesi muhtemel zararların giderilmesi istenemez.) denilmektedir. Eldeki davada tespit raporu ve 4.9.2001 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu binanın henüz boş olduğu, davalının açıklamasına göre ileride ahır olarak kullanılacağı belirtildiğine göre muhtemel zarardan söz edilerek davanın kabulüne dair verilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 10.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy