(1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.7.1998 tarihinde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; direnme kararı verilerek davanın kabulüne dair verilen 11.4.2001 tarihli hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Yüksel Çetinkaya tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, genel yola bağlantısı olmayan 9 parsel s. taşınmazı lehine davalılara ilişkin 5, 6, 7 ve 11 parsel s. taşınmazlardan geçit hakkı tesis edilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacıya ilişkin taşınmaz lehine 5, 6, 7, 11 parsel s. taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına dair verilen karar Dairemizce, özetle ....Dava konusu 9 parsel s. taşınmaz güneyde kumsala sınırdır. Kamunun kullanımına açık kumsala cepheli ve kumsaldan geçme olanağı bulunan taşınmaz için geçit hakkı verilemeyeceğinden davanın reddine karar vermek gerekirken kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.... gerekçesi ile bozulmuştur.
Yerel mahkemece, önceki kararda direnilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan Yüksel Çetinkaya tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 26.09.2001 tarih 2001/14-637 Esas, 2001/648 s. kararı ile özetle, ....Somut olayda taşınmazın güney sınırında kayden ve eylemli olarak kumsal bulunmakta, bu kumsalın deniz kumluğu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Kıyılar, kamunun denizden yararlanması için bırakılan yerlerdir. Başka bir anlatımla kamunun, bu yerlerden anılan niteliklerine uygun bir biçimde yararlanma hakkı vardır. Kumluğun yol olarak kullanılması mümkün olmadığı gibi davacının münhasır kullanmasına da bırakılamaz. Buna bağlı olarak deniz kumluğunu, davacının yol olarak kullanmasının, sair kişilerin kullanmalarına engel olması halinde Hazinece veya kişilerce açılacak elatmanın önlenmesi davası haklı bulunacaktır.
Bu gerekçelerle geçit hakkı tesisine ait olarak verilen yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir. Ne var ki, işin esasına yönelik temyiz itirazları özel dairesince incelenmemiştir. Bu halde temyiz itirazlarının tetkiki için dosya özel dairesine gönderilmelidir. Gerekçesi ile direnme kararı yerinde bulunarak dosya Dairemize gönderilmiştir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere ve kararın dayandığı gerekçelere göre davalının diğer itirazları yerinde değildir. Ancak; aleyhine geçit kurulan 6 parsel s. taşınmaz davalı Hüseyin Sabri Budulğan'a ilişkin iken yargılamalar sırasında 12.4.2000 gününde tapudan 11 parsel s. taşınmaz maliki davalı Yüksel Çetinkaya'ya satılmıştır. Geçit bedelinin Yüksel Çetinkaya'ya ödenmesine karar vermek gerekirken, eski malik Hüseyin Sabri Budulğan'a ödenmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Öte yandan; hükümde, geçit bedeli karşılığında geçit tesisine karar verilmiştir. Bu karar kesinleştiğinde, infazı için davacı tarafından Tapu Sicil Müdürlüğüne götürülmesini önlemez. Geçit bedelinin yatırılmasında süre itibariyle belirsizlik bulunması halinde, aleyhine geçit tesis edilen taşınmaz malikleri zarar göreceğinden, geçit bedelinin mahkeme veznesine veya herhangi bir tevdi mahalline yatırılması ve aleyhine geçit tesis edilen taşınmaz maliklerinin kararın kesinleşmesi ile birlikte bedeli alabilecekleri yolunda HUMK. nun 388. maddesine uygun biçimde hüküm kurulmaması ve tesis edilen geçidin genişliğinin denetimi sağlayacak biçimde uzman bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilmesi sağlanmadan infazda tereddüt oluşturacak şekilde yazılı olduğu biçimde kabul kararı verilmesi de doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istem halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 11.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy