(743 S. K. m. 935)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.6.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında doğum tarihi düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.9.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1453 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, ancak, tapu kaydının dayanağını oluşturan belgeler de doğum tarihinin yanlış yazıldığını ileri sürerek, bu yanlışlığın düzeltilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava, tapu kaydında doğum tarihi düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Kayıtta doğum tarihinin yanlış yazıldığı iddiası ileri sürüldüğünde, mülkiyet nakline neden olmamak için öncelikle kayıt maliki ile doğum tarihinin düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığı saptanmalıdır. Bu saptama ise, kayıtların tüm geldileri ile incelenmesi, kayıt malikinin nüfus bilgilerini taşıyan başka kişinin bulunup bulunmadığının Nüfus Müdürlüğünden ve Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla mahallinde araştırılması, gerekirse tanık dinlenmesi, taşınmaz başında da keşif yapılması ile olur. Tüm araştırmalardan sonra kayıt maliki ile kaydının düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olduğu belirlenirse, nüfus kaydına göre tapu kaydının düzeltilmesi gerekir.
Somut olayda, 1453 parsel sayılı taşınmaz 1959 yılında 1316 doğumlu İbrahim oğlu Ayşe'den olma Halil Dilsiz adına zilyetlik yolu ile mülk edinme koşulları gerçekleştiğinden tespit ve tescil edilmiştir. Tutanağın dayanağı vergi kaydı da vardır ve bu vergi kaydına dayanılarak 50 seneden beri Ayşe'den olma Halil Dilsiz'in taşınmazı kullandığı tasarruf sebebi sütununda yazılıdır. Davacı Halil Dilsiz ile kayıt malikinin baba ismi aynı olmakla birlikte anne ismi ve doğum tarihi birbirini doğrulamamaktadır. Doğum tarihinin yanlış yazıldığı iddia edilmiş ise de, 1943 doğumlu davacının tapulamanın yapıldığı, 1959 yılında dava konusu taşınmaza 50 yıldır zilyed olması söz konusu olamayacağından ve kayıt maliki ile anne adı da farklı bulunduğundan, kayıt maliki ile davacının aynı kişi olduğu olgusunun kanıtlandığını kabul etmek mümkün değildir.
Mahkemece, açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerekirken, mülkiyet nakline sebebiyet verecek şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy