(1086 S. K. m.163)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.5.2000 gününde verilen dilekçe ile tapuya vakıf şerhinin yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 14.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydına vakıf şerhinin işlenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece daha önce yapılan yargılama sonucu, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar Dairemizce eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkeme bozma kararına uyulmasına karar vermiş ve aynı celse uyulan karardaki eksikliklerin giderilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılmasını ve bu müzekkere giderlerinin davacı tarafından 5 günlük kesin süre içerisinde yatırılmasını, ara kararı ile hüküm altına almıştır. Bir sonraki celse de ise, davacı tarafın belirlenen kesin sürede masrafları yatırmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
HUMK.nun 163. maddesinde süreler düzenlenmiştir. Anılan hükmün 3. cümlesinde hakimin tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verilebileceği, aksi takdirde belirlenen süreyi geçiren tarafın yenisini isteyebileceği belirtilmiştir.
HUMK.nun 163.maddesinde yer alan kesin süre kuralı davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacı güden tarafın davranışlarını önlemek amacıyla getirilmiştir. Bu maddede düzenlenen hakimin tayin edeceği süreler kural olarak kesin değildir. Ancak, yukarıda belirtilen amaç doğrultusunda verilen süre kesin olabilir. Hakim tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar vermişse, bunun hiç tereddüte yer vermeyecek derecede açık bir biçimde belirtilmesi gerekir. Yani, kesin süreye ilişkin arar kararında yapılması gereken işlerin neler olduğunun açıkça belirtilmesi, tanınan sürenin bu işlerin yapılması için yeterli ve elverişli olması ve bu süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanarak tarafların bu konuda uyarılması gerekir.
Somut olayda, bozmadan sonra yapılan ve bozmaya uyulmasına karar verilen ilk celse davacıya eksikliklerin giderilmesi için gerekli giderlerin yatırılması hususunda 5 günlük kesin süre verildiği belirtilmiş, ancak bu süre içinde belirlenen işlerin yapılmamsı halinde bunun sonucunun ve yaptırımının ne olacağı hususunda açıkça davacıya ihtarat yapılmamıştır. Ayrıca davacıya kesin süre verilen sürede, yapılacak işlemler konusunda daha önceden verilen bir önel olmadığı gibi davacı idareye yapılması gereken işler için tanınan kesin sürede makul değildir. Bu durumda HUMK.nun 163. maddesindeki amaca ve usule uygun verilmiş kesin bir süre ve buna uyulmaması söz konusu olamayacağından davanın reddine dair verilen hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy