(743 S. K. m. 661)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.11.1999 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.8.2000 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, komşu 3743 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalının, bu parsel içerisine İmar Kanununa aykırı olarak yapmış olduğu binanın arka cephesine açtığı pencerelerin kendisine ait özel hayatı ortadan kaldırdığını ve alt kat pencerelerinden atılan izmaritlerin de yangın tehlikesi yarattığını ileri sürerek bu pencerelerin kapatılarak binanın eski hale getirilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, binanın 22 yıl önce yapıldığını, oturma ruhsatı bulunduğunu ve davacının iddialarının doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Medeni Kanunun 661. maddesi uyarınca komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemine ilişkindir. Anılan madde uyarınca mülkiyet hakkının kullanılmasına, komşuluk hukuku ilkeleri uyarınca sınırlandırma getirilmiş, mülkiyet hakkının kullanımında komşuya hoşgörü sınırlarını aşan ve ona zarar verecek her türlü eylem yasaklanmıştır.
Somut olayda, davalıya ait bina ve bu binanın arka cephesindeki pencerelerinin yürürlükte bulunan İmar Yönetmeliğine aykırı olarak inşa edildiği uzman bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Ancak imar yönetmeliğine aykırılık tek başına komşuluk hukukuna aykırı davranış oluşturmaz. Bu husus
ancak İdari Mercilerin yapacakları işlemlere konu olabilir. İmar Yönetmeliğine aykırı olarak inşa edilen bina ve açılan pencereler aynı zamanda komşuluk hukuku gereğince davacının hoşgörü sınırlarını aşacak şekilde onun rahatsız olmasına neden oluyor ise, Medeni Kanunun anılan 661.maddesi hükmü uyarınca, pencerelerin kapatılmasına, mahkemece karar verilebilir.
Mahkemece söz konusu pencerelerin davacıya ne şekilde zarar verdiği usulünce ve uzman bilirkişiden alınacak gerekçeli bir raporla saptanmadan, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 27.12.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy