(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 4.4.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yol olarak terkin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.10.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Karar: Dava, tapu iptali ve yol olarak terkin isteğine ilişkindir. Davalılar adına kayıtlı
579, 580 ve 581 parsel sayılı taşınmazlar kadastrol yola cepheli vaziyette iken davacı köy ile taşınmazların önceki malikleri arasında sözlü olarak varılan mutabakat gereğince kadastrol yolun davalılara ait taşınmazlardan geçirilerek yolun artık kullanılmayan kesimlerinin de davalıların bayilerine bırakılması kararlaştırılmış, davalı taşınmazlarının nizalı kesimleri fiilen yol olarak kullanılmaya başlanmıştır. Dava konusu taşınmazlardan 581 numaralı parseli satın alan yeni malik, davalı A. İhsan çapa göre ölçüm yaptırarak taşınmazından yol geçirilmesine razı olmamış, köyü dava ederek fıilen kullanılan yoldan geçişi engellediğinden, davacı köy de davalılar aleyhine açmış olduğu bu davada takas iddiasına dayanarak tapu iptali ve nizalı yerlerin yol olarak terkinini istemiş, on yıllık hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı köy, hükmü temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 634, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun değişik 26. maddesi gereğince mülkiyeti nakleden sözleşmelerin resmi şekilde ve Tapu Sicil Muhafızı veya memuru tarafından tanzim edilmesi şarttır. Somut olayda takas iddiasına dayanılmakta ise de bu konuda taraflar arasında resmi ya da adi yazılı şekilde yapılmış herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi esasen kadastro sonucu yol olarak tahdit edilen yerlerin köy tüzel kişiliğince böyle bir sözleşmeye konu edilmesi de mümkün değildir. Mahkemece her ne kadar 3402 Sayılı Kanunun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra dava açıldığı gerekçesiyle kararı verilmiş ise de takas işlemi kadastrodan sonraki bir dönemde yapıldığından davacı bu nedenle kadastrodan önceki sebeplere dayanmamakta olup, yol olarak sınırlanan yerlerin de köy muhtarlığınca yukarıda belirtildiği şekilde bir takas sözleşmesine konu edilmesi söz konusu olamayacağından davanın reddi sonucu itibarıyla doğru olup hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesi 22.2.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy