(743 S. K. m. 671) (4721 S. K. m. 747) (1086 S. K. m. 38)
Dava, geçit hakkı tesisine ilişkindir. Davacı, 369 parsel sayılı taşınmazın maliki olup genel yola ulaşmak amacıyla 370,371 ve 372 parsel sayılı taşınmazların maliklerini dava ederek geçit istemiş, davanın kabulüne karar verilmiş, 372 parsel sayılı taşınmaz malikinin mirasçıları olan davalılar hükmü temyize getirmiştir.
Davanın açıldığı tarihte 372 parsel sayılı taşınmazın malikinin ölü olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi incelemesine göre 370 ile 371 ve 372 ile 373 sayılı parsellerin müşterek sınırlarından geçit kurulmasının uygun olacağı belirlendiğinden başlangıçta dava edilmeyen 373 parsel sayılı taşınmazın maliki ile 372 parsel sayılı taşınmazın maliki Mustafa E. mirasçılarının sonradan harçsız dilekçeler ile davaya dahil edilmek suretiyle taraf teşkili yoluna gidildiği görülmüştür.
Bu tür davalarda leh ve aleyhine geçit kurulacak tüm taşınmaz maliklerinin davada davacı ve davalı olarak yer almaları zorunludur. Aleyhine geçit kurulan 373 sayılı parselin maliki hakkında harcı da verilmek suretiyle usulüne uygun olarak açılmış veya haricen açılarak bu dosya ile birleştirilmiş bir dava bulunmadığı gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir. Ayrıca, dosya içerisindeki veraset ilamına göre 372 sayılı parselin maliki Mustafa, bu dava açılmadan önce 30.7.1976 tarihinde ölmüştür. Gerçek kişilerin medeni hakları kullanma ehliyeti Medeni Kanunun 27. maddesi uyarınca ölümle sona ereceğinden ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. 4.5.1978 tarihli 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca da ölen bir kimse hakkında açılan davaya bakılmasına, davacı tarafın isteği üzerine mirasçılarının duruşmaya davalı olarak çağrılmasına yahut ıslah yolu ile kendilerinin davalı sayılmalarına mevzuatımız yer vermemiştir. Bu nedenle mirasçılar hakkında ayrı bir dava açılması zorunludur. Temel kural budur. Hak aramak durumunda bulunan davacının, davasını açarken davalı olarak gösterdiği kişinin hayatta olup olmadığını özenle saptaması gerekir.
Mahkemece, bu kural nazara alınmadan Mustafa mirasçılarının da harçsız dilekçe ile davaya katılarak yargılamaya devamla karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 24.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy