(1086 S. K. m. 163)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.2.2001 gününde verilen dilekçe ile tapuya vakıf şerhinin yazılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 4.9.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, Merkez Güzelyalı mahallesinde bulunan 9 parsel sayılı taşınmazın önceki kayıtlarında bulunan "Gülbahar Sultan Hatun Vakfı" şerhinin tedavüller sırasında yeni kayıtlara işlenmediğini belirterek bu şerhin yazılmasını istemiştir.
Yerel mahkeme, bir kısım yargılama giderlerinin yatırılması için mahkemece verilen kesin mehile uyulmadığından davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Dava konusu 9 parsel numaralı taşınmaz tapuda Neriman K., Naciye A., Özcan K., Pakize O., Arif K., Nedim K., Nurten G., Nurşen G., Gülten T. ve Bilten K. adına kayıtlıdır. Dava maliklerden sadece Nedim K. hasım gösterilerek açılmıştır. Bu tür davalarda husumet vakıf şerhinin olmamasında yada kaldırılmasında yararı olan kişilere yöneltilmelidir. Vakıf şerhinin yazılması istemi ile açılan bu dava sonucunda verilecek karar tapu maliklerinin tamamını etkileyecektir. Bu nedenle davada 9 parsel sayılı taşınmaz maliklerinin tümü hasım gösterilmelidir.
Yargılama hukukunda ki süreler H.U.M.K.nun 163.maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 3.cümlesi uyarınca hakim taraflara süre verirken bu sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Verilen sürenin kesin olduğu belirtilmeyen hallerde süreyi geçiren tarafın yenisini isteyebileceği kuralı da bu madde ile öngörülmüştür. H.U.M.K.nun 163.maddesinde yer alan kesin süre kuralı, davayı uzatmak ve sonucunu geciktirmek amacı güden tarafın davranışlarını önlemek amacıyla getirilmiştir. Hakimin bu madde gereğince belirleyeceği süre kural olarak kesin değildir. Ancak, yukarıda belirtilen amaç doğrultusunda hakim verdiği sürenin kesin olduğunu da belirleyebilir. Hakim, tayin edeceği sürenin kesin olduğuna da karar verecek ise bunu ara kararında hiç tereddüte yer vermeyecek biçimde ve açıkça belirlemelidir. Bu cümleden olarak, kesin süreye ilişkin ara kararında yapılması gereken işlerin nelerden ibaret olduğu açıkça yazılmalı, tanınan sürenin bu işlerin yapılması için yeterli ve elverişli olmasına da dikkat edilmeli ve süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçlar da açıklanarak taraflar bu konuda uyarılmalıdırlar.
Somut olayda nizalı yere ait evveliyat kayıtlarının bilirkişi tarafından tercümesinin yapılması karar altına alınmış, 30.000.000 Tl. bilirkişi ücretinin yatırılması için davacı tarafa 5 günlük kesin süre verilmiştir. Ancak, bu süre içinde belirlenen işlerin yapılmaması halinde bunun sonucunun ve yaptırımının ne olacağı hususunda davacıya açık bir ihtarat yapılmamıştır. Ayrıca, davacıya "kesin süre" verilen sürede, yapılacak işlemler konusunda daha önceden verilen bir önel olmadığı gibi davacı İdareye yapılması gereken işler için tanınan sürede makul değildir. Bu durumda H.U.M.K.nun 163.maddesindeki amaca ve usule uygun verilmiş kesin bir süre ve buna uyulmaması söz konusu olamayacağından davanın reddine dair verilen hüküm bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy