(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.6.2000 gününde verilen dilekçe ile davalıya ait tapu kaydının iptali ile yol olarak adına tescilinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.11.2000 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı; kendisine ait 49 parsel sayılı taşınmazı ile davalıya ait 55 parsel sayılı taşınmazın öncesinde bir bütün olduğunu ve davalıya ait taşınmaz içerisinde yolu bulunduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında bu yerin yol olarak bırakılmadığını, bu nedenle de davalının geçişine izin vermediğini ileri sürerek 55 parsel sayılı taşınmazdan 3 metre genişliğinde yolun adına tescilini istemiştir.
Davalı, 15 yıl önce satın aldığı taşınmazının davacının taşınmazı ile öncesinde bir bütün olmadığı gibi, yol ile bağlantısının bulunmadığını da savunmuştur.
Mahkemece, taraf taşınmazlarının öncesinde bir bütün iken paylaşımla ayrıldığı ve davalıya ait taşınmaz içerisinde davacının kullandığı yol olduğu gerekçesi ile 55 parsel sayılı taşınmazdan 154 metrekare yerin tapusunun iptali ile yol olarak tesciline karar verilmiştir.
Bir davada olayları anlatmak tarafların, hukuki nitelemeyi yapmak ise mahkemenin görevidir. Somut olayda da davacı, genel yola bağlantısının olmadığını ileri sürerek eskiden beri yol olarak kullandığı taşınmazdan 3 metre genişliğinde bir yolun adına tescilini istemiştir. Ancak dava konusu yerin kadimden beri herkesin kullandığı bir yol olduğu şeklinde iddiası yoktur. Önceki kullanım durumuna göre kendi kullandığı yere ilişkin tescil isteği vardır. Davacını aşamalardaki anlatım ve açıklamalarının bütün olarak değerlendirmesi halinde isteminin kendisine bir geçit hakkı tanınması şeklinde anlaşılması gerekmektedir. Bir başka deyişle davanın hukuki niteliği geçit hakkı kurulmasına ilişkindir.
Geçit hakkı Medeni Kanunun 671. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde Tariki amme çıkmak için kafi bir yolu bulunmayan gayrimenkul sahibi tam bir ivaz mukabilinde komşularından kendisine geçmek için münasip bir yerin terkinini talep edebilir. Bu hak mülklerin ve onlara giden yolların evvelki hallerine göre bu yolun nereden geçmesi lazım geliyorsa oranın malikine ve icabında bu yolun açılmasında en az mutazarrır olan kimseye karşı kullanılır. Bu yolun tayininde iki tarafın menfaati gözetilir. şeklindedir.
Maddenin kenar başlığı zorunlu geçit hakkıdır. Böyle bir dava, ancak yola gereksinimi olan, yani hiç yolu bulunmayan ya da yeterli yolu olmayan taşınmaz maliki veya malikleri tarafından açılabilir. Amaç, onları kesintisiz olarak genel yola ulaştırmaktır.
Somut olayda, davacıya ait 49 parsel sayılı taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmaması sebebi ile geçit ihtiyacı içinde olduğu sabittir. Mahkemece mahallinde yapılacak keşif ile yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda paftadaki çevre yollar da dikkate alınmak suretiyle geçit verme olasılığı olan tüm taşınmazlar saptanıp, bu arada Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki orman, mera gibi yerlerden geçit hakkı kurulamayacağı da gözetilmek suretiyle, en uygun ve en az zarar verecek yer belirlendikten sonra 49 parsel sayılı taşınmazın genel yol ile bağlantısını sağlayacak geçit hakkı kurulması gerekirken, istem yanlış nitelendirilerek yol olduğu gerekçesiyle davalı tapusundan 154 metrekarelik kısmın iptali ile yol olarak tesciline karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı gerekçelerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 01.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy