(4721 S. K. m.747) (743 S. K. m.671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 27.2.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, genel yola bağlantısı olmadığını ileri sürdüğü 10 parsel sayılı taşınmazı için davalıya ait 9 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulmasını istemiştir.
Davalı; önce davanın reddini savunmuş, 11.6.2001 günü yapılan keşifte "...davayı imar yolu geçtiği zaman terk edilmek sureti ile kabul ediyorum, eğer davacı da bunu kabul ederse geçirilecek yola bir diyeceğim yoktur", bilirkişi raporuna karşı da " Bilirkişi raporuna bir diyeceğim yoktur. Ancak davacının evinin kuzeyinde bulunan samanlığı yıkarak kendisine yol vereceğim, samanlık yıkıldığı takdirde kapı açması halinde 9 parselin batı kısmından 3 metre yol vermeyi kabul ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mahkeme davayı kabul etmiş, hükmü davalı temyize getirmiştir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 671.maddesi hükmüne göre, genel yola çıkmak için yeterli yolu bulunmayan taşınmaz maliki, komşulardan kendisine bedeli karşılığı uygun bir yerin yol olarak bırakılmasını ister. Her iki tarafın menfaati de gözetilerek en az zarar gören taşınmaz üzerinden, lehine geçit kurulacak taşınmazın niteliği de dikkate alınarak 2,5-3 metre genişliğinde yola kadar kesintisiz kurulur. Ayrıca, öncelikle geçit hakkı ile yükümlü kılınacak taşınmazların tesis edilecek geçit yeri ile ekonomik bütünlüklerinin ve kullanma kolaylığının bozulup bozulmayacağı, miktarları itibariyle arta kalan kesimin ne ölçüde değer kaybedeceği gibi unsurların saptanıp, komşu taşınmazların da bu yönlerden mukayesesi gerekir.
Somut olayda, taraflara ait 9,10 ve dava konusu olmayan 11 parsel sayılı taşınmazların öncesi bir bütün iken Kadastro mahkemesince üç parçaya ifraz edilerek tescilleri yapılmıştır. Dosyaya getirtilen ifraz krokisinde 10 numaralı parsel 9 numaralı parselin doğusunda ve yola cepheli olarak gösterildiği halde keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda 10 numaralı parsel 9 numaralı parselin güneyinde gösterilmiştir. Mahkemece, öncelikle lehine geçit istenen 10 parsel sayılı taşınmazın paftada gerçek yerinin belirlenmesi, 9 parsel sayılı taşınmazın doğusunda ki parsel olduğunun anlaşılması halinde yola cepheli olmasından dolayı lehine geçit istenemeyeceğinin gözetilmesi gerekir.
Diğer yandan, davalıya ait 9 parsel sayılı taşınmazdan kurulacak geçit ile ilgili davalının kabul beyanı yeterince açık ve net değildir. Davalı, keşifte davayı kabul ettiğini bildirmiş ve bilirkişi raporunu gördükten sonra da samanlığı yıkarak 9 numaralı parselin batı kısmından yol vermeyi kabul ettiğini bildirmiştir. Mahkemece 9 parsel sayılı taşınmazı ikiye bölecek tarzda geçit kurulmuş ise de yolun geçtiği güzergahın kabul beyanına uygun olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahallinde davalıya kabul beyanı yeterince açıklattırılarak, bu konuda uzman bilirkişiden infaza elverişli rapor alınmalı, davalının taşınmazının bölünmesine izin vermemesi halinde kurulacak geçitin taşınmazın ekonomik bütünlüğünü bozmaması gerektiği gözönünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy