(743 S. K. m. 671)
Dava: Davacılar vekili tarafından, davalı Faik Günay aleyhine 20.6.1999 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine davalı Faik Günay'da açtığı karşı dava ile davacılar ve Hazine adına kayıtlı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını talep etmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; geçit hakkı kurulması isteminin kabulüne dair verilen 29.9.1998 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 64 parsel sayılı taşınmaz malikleri, 62 parsel sayılı taşınmaz malikinin taşınmazlarına elattığını ileri sürerek, bu elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
62 parsel sayılı taşınmaz maliki ise, dava konusu yerden yol alarak yararlandığını, taşınmazının genel yola bağlantısının olmadığını belirterek 64 parsel sayılı taşınmaz ile Hazineye ait 1177 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını talep etmiştir.
Davalılar, geçit hakkı istemine ilişkin davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, elatmanın önlenmesine ilişkin istemin reddine, 62 parsel sayılı taşınmaz lehine 64 ve 1177 ve sonradan malikleri davaya dahil edilen 416 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı tesisine ve geçit bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı 1177 parsel sayılı taşınmaz maliki temyiz etmiştir.
Yerel mahkeme kararı temyiz edilen geçit hakkı verilmesine ilişkin dava yönünden incelenmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 671 inci maddesi uyarınca geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir. Anılan maddeye göre;
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan (geçit yoksunluğu- mutlak geçit ihtiyacı), ya da, yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan (geçit yetersizliği-nispi geçit ihtiyacı) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı, böyle bir uygunluk yok ise, davanın taşınmazından geçit verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesi isteğine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği ilkesi de davanın bir diğer belirleyici unsurudur. Ülkemizde arazi düzenlemesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın doğrudan yol ihtiyacının karşılanmamış bulunması geçit davalarının kaynağını oluşturmaktadır. Geçit hakkı, taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte özünü komşuluk hukukundan almaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri de esas alınmalıdır. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı, davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara göre belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel de yine objektif kriterlere, taşınmazın niteliğine göre seçilecek bilirkişiler aracılığı ile saptanmalıdır. Saptanan bu bedel, hükümden önce depo ettirilmelidir. Ülkemizdeki yüksek enflasyon nedeniyle, hükümden sonra bedelin ödenmesine olanak sağlamak geçit hakkı sahibinin yıllar sonra bu bedeli ödemesi sonucunu doğurabilir ki buda maddenin amacıyla çelişir.
Somut olayda, davacıya ait taşınmazın geçit ihtiyacı açıktır. Ancak mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
1- Geçit için uygun güzergahın saptanmasına ilişkin araştırma ve inceleme yetersizdir. Şöyle ki, davacı taşınmazının kuzeyinde yer alan 63 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde yer alan genel yola bağlantı olanağı araştırılmamıştır.
2- Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda mavi ile işaretli güzergahın tercih edilmeme nedeni kararda gösterilmemiş, geçit hakkının kesintisiz sağlanması kuralının aksine tapuda kayıtlı olmayan menderes yatağında kesinti yapılarak buradan diğer taşınmazlara geçilmiştir.
3- Sadece dava konusu edilen taşınmazlar üzerinden raporda mavi renkle işaretli yerden geçit verilebilecekken, malikleri aleyhine dava açılmayan veya harçlı dilekçe ile davaya dahil edilmeyen 416 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit verilmesi de doğru görülmemiştir.
4- Geçit bedeli hükümden önce mahkeme veznesine depo edilmemiştir.
Açıklanan tüm bu nedenlerden ötürü, hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy