(818 S. K. m. 162)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.11.1999 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil olmadığında alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 1.11.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 9.4.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. R. Çerçi ile karşı taraftan davacı vekili Av. R. Çetindağ geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar
Dava; kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen binada yükleniciye ayrılan bağımsız bölümlerden çekişmeye konu olanının yükleniciden satın alımına dayalı tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir.
Mahkeme; tescil isteği yönünden davanın kabulüne karar vermiş, hükmü; davalı arsa sahibi vekili temyiz etmiştir.
Kural olarak arsa sahibi ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat yapılması hususunda sözleşme düzenlendiğinde ve sözleşme koşulları yerine getirildiğinde yüklenici kişisel hak kazanır. Yüklenici bu kişisel hakka dayanarak arsa sahibinden sözleşme uyarınca kendisine bırakılan bağımsız bölümlerin mülkiyetlerini adına nakledilmesini isteyebilir veyahut ta Borçlar Yasasının 162 ve izleyen maddeleri uyarınca yazılı olmak koşulu ile arsa sahibinin rıza ve muvafakatini almaya gerek görmeden söz konusu kişisel hakkını üçüncü kişilere temlik edebilir. Üçüncü kişi de gerek sözleştiği yükleniciye gerekse arsa sahibine karşı temellük ettiği bu kişisel hakkı ileri sürme olanağına sahiptir. Yüklenicinin veya ondan bağımsız bölüm alan kişinin tescil isteyebilmesi için yüklenicinin edimini eksiksiz yerine getirmesi gerekir. Eğer yüklenici edimlerini tamamen yerine getirmemiş ise ve bu noksan bıraktığı işler de pek az bir boyutta bulunur, bir başka anlatımla arsa sahipleri açısından tahammülü mümkün ölçülerde eksiklik kalırsa; bu eksikliklerin yükleniciden bağımsız bölüm satın alan kişi veya kişiler tarafından tamamlanması veya tutarının para olarak ödenmesi suretiyle noksanlığın karşılanması hallerinde bağımsız bölüm satın alan bu kişi veya kişilerin tescil isteme haklarının varlığı kabul edilebilir.
Uyuşmazlığa konu olayda yüklenici şirket inşaat sözleşmesinde kendisine ayrılan yerlerden olan E Blok 12 numaralı daireyi 19.8.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı M. Eryiğit'e satmış, o da 8.2.1996 tarihli bir başka satış vaadi sözleşmesi ile davacıya temlikte bulunmuştur.
Bu zincirleme sözleşmelere bağlı olarak davacının tescil isteyebilmesi için yukarıda da değinildiği gibi yüklenicinin arsa sahibine karşı olan edimini yerine getirmiş olması gerekir. Oysa yüklenici edimini %17 nispetinde yerine getirdikten sonra inşaatı bırakmıştır. Bu durumda yüklenici ve halefi olan davacı için tescil isteme hakkının doğduğundan söz edilemez.
Her ne kadar davacının sunduğu bazı emsal ilamlarda tescil kararları onanmış ise de; o ilamlarda da vurgulandığı üzere oradaki satış vaadi sözleşmelerinde satıcı sıfatını haiz kişi arsa sahibidir. Arsa sahibine vekaleten arsa sahibi nam ve hesabına satış vaadinde bulunulmuştur. Arsa sahibinin geniş yetkilerle donatarak verdiği vekaletnamenin kullanılması sonucu ortaya çıkan sonuçlara katlanması gerektiği düşünülerek o doğrultuda karar verilmiştir. Eldeki davaya konu bağımsız bölüm için de arsa sahibinin vekaleti bulunuyor ise de yüklenici bu vekaletteki yetkisini kullanarak arsa sahibi nam ve hesabına satış vaadinde bulunmamış, aksine 19.8.1993 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile kendi nam ve hesabına satış vaadinde bulunmuştur. Böyle olunca yüklenici arsa sahibine karşı edimini yerine getirmeden yüklenicinin halefi olan kişi arsa sahibinden tescil isteyemez. Bu hususlar göz önüne alınmadan tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 250.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 09.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy