(1086 S. K. m.445, 447) (818 S. K. m.135)
Dava: Davacı tarafından, davalılar aleyhine 23.5.2001 gününde verilen dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 12.7.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 1942 tarih 45 ve 46 sayılı tapuları kapsamında kalan yerlerin, 4753 sayılı yasa uyarınca dağıtım yapılırken mera olarak sınırlandırıldığını, bu sınırlamaya karşı Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan dava sonunda 1958/220 esas, 1959/15 sayılı kararla, mera sınırlamasının iptal edildiğini, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen bu karara rağmen, aynı yerlerin Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/212 Esas, 1976/126 sayılı kararı ile yeniden mera olarak sınırlandırılmasına karar verildiğini ileri sürerek, aynı yere ilişkin çelişkili iki ilam olması nedeniyle yargılamanın yenilenmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, "yargılamanın yenilenmesi davalarında, daha öncesinde yapılan herhangi bir işlemin iptali için zamanaşımı söz konusu olduğu, bu zamanında taşınmazlarda 10 yıllık süre olduğu, bu süreninde dolduğu anlaşıldığından davanın reddine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 445/I.10.maddesine dayalı olarak açılan yargılamanın yenilenmesi isteğine ilişkindir. Anılan madde uyarınca, tarafları ve sebebi ve konusu aynı olan dava hakkında birbirine aykırı iki kesin hükmün bulunması yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmiştir.
H.U.M.K.nun 445/I.10.maddesine göre yargılamanın yenilenmesi için başvuru süresi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 447/II.maddesine göre talebin bağlı olduğu zamanaşımı süresi kadardır ve Borçlar Kanununun 135/II'ye göre 10 yıldır. Bu süre ikinci hükmün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacaktır. Ancak, taşınmazlara ilişkin ayni haklar zamanaşımına uğramadığından, konusu bir gayrımenkule ilişkin ayni hak olan birbirine aykırı iki hüküm bulunması halinde, ikinci hükmün iptali için her zaman yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuru olanağı vardır.
Mahkemece, davanın taşınmaz üzerindeki aynı hakka (mülkiyet) ilişkin olduğu gözetilerek işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 8.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy