(1086 S. K. m.409, 429, 434)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24.3.1988 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 3.3.1992 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava, meraya elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Mahkeme, Yargıtay bozma ilamının taraflara tebliğinden itibaren aradan geçen bir aylık süre içinde karar düzeltme istenmediğinden ve yenileme dilekçesi verilmediğinden HUMK.nun 409/2. maddesi uyarınca 2.12.1991 tarihinde davanın işlemden kaldırılmasına, 3 aylık süre içinde dava yenilenmediğinden yine aynı madde hükmüne göre 3.3.1992 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
HUMK.nun 429. maddesinin 1 ve 2. fıkraları "Yargıtay ilgili dairesi, temyiz edilen kararı bozarsa, davayı, kararı vermiş olan mahkemeye veya uygun göreceği diğer bir mahkemeye gönderir. O mahkeme, temyiz edenden 434.ncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir." Hükmünü içirmektedir. Buna göre mahkemece; önceki hükmü temyiz eden davalı tarafından peşin yatırılmış olan tebligat giderini kullanarak kendiliğinden tarafları duruşmaya davet etmesi gerekirken taraflarca yenileme dilekçesi verilmediğinden bahisle dosyanın işlemden kaldırılması ve sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy