(743 S. K. m. 661, 664) (4721 S. K. m. 737, 740)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.3.2001 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 5.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 16 parsel sayılı taşınmazın sınırındaki davalıya ait taşınmazdaki zeytin ağaçlarının, taşınmazının 2-3 metre tecavüz ederek, taşınmazında tarım yapmasına engel olduğunu ileri sürerek, ağaçların kesilmek suretiyle elatmanın önlenmesini ve 2000-2001 yılı için 200 milyon liralık zararının faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ağaçların gölge yaptığı 30 metrekarelik alanda tarım yapılmadığı, buranın yol olarak kullanıldığı, ağaçların kesilmesinin davalı açısından daha çok büyük zarar oluşturduğu, ileride meydana gelebilecek zarar içinde ağaçların kesilemiyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Medeni Kanunun 661 ve devamı maddelerinde düzenlenen komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun ikinci faslının taşınmaz mülkiyetinin takyitleri başlığını taşıyan ( B ) bendinin III. bölümü komşu hakkı başlığını taşımaktadır. Bu başlık altında komşuluk hukukuna aykırı davranışlar ve bunların giderim şekli düzenlenmiştir. Medeni Kanunun 664.maddesi de bunlardan birisidir ve anılan maddeye göre ağaç dal ve köklerinin komşunun mülküne geçerek zarar vermesi de komşuluk hukukuna aykırı kabul edilmiş, taşırılan mülk sahibine bunları kesme olanağı tanınmıştır. Zarar gören kişi, zararın varlığını kanıtlamak koşuluyla zarar veren ağaçların dal ve köklerinin kesilmesine karar verilmesini dava yoluyla da isteme olanağına sahiptir.
Mahkemece, açıklanan nedenlerle dava açıldığında davalı taşınmazındaki ağaç dallarının gölge yaparak, köklerinin de davacı taşınmazındaki ürünlerin topraktan beslenmesini engelleyerek zarar verip vermediğini araştırılmalı ve zararın varlığı saptandığında bunun budama yoluyla giderilmesi olanağı varsa öncelikle bu tercih edilmeli, budama ile zarar giderilemiyorsa, ağaçların kesilmesine karar verilmelidir.
Somut olayda, davacıya ait taşınmazın 30 metrekarelik kısmında tarım yapılamadığı ağaçların dallarının davacı taşınmazına geçtiği, genel zirai faaliyetin aksamaması için davacı taşınmazına geçen yada geçme eğilimi gösteren dalların budanması gerektiği saptanmıştır. Bu saptama karşısında mahkemece, bilirkişinin gösterdiği şekilde zararın giderimine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 22.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy