(4721 S. K. m.724) (743 S. K. m.650)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.7.1999 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil ve müdahalenin meni istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen 4.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Asef B. vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu 146 ada 2 parsel sayılı taşınmazın belediye tarafından kendisine satıldığını, yer gösterildiğini ve kendisinin de iyiniyetli olarak ev yaptığını, ancak belediye tarafından dava konusu taşınmazın davalıya da satıldığını ve tapusunun verildiğini, belirterek, bedeli karşılığı tapunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, nizalı yeri 1990 yılında belediyeden aldığını, davacının ev yaptığı tarihte belediye ile ilgisinin olmadığını belirterek, temliken tescil davasının reddini istemiş, ayrıca Medeni Kanunun 618. maddesine dayalı müdahalenin önlenmesi davası açmıştır. Her iki dava birleştirilerek yargılamaya devam edilmiş, mahkeme, tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, müdahalenin meni talebinin reddine karar vermiş, hükmü davalı birleştirilen dosyanın davacısı Asef B. vekili temyize getirmiştir.
Medeni Kanunun 650. maddesinin uygulanabilmesi için öncelikle iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan biri, bina değerinin arsa değerinden fazla olması, diğeri ise, bina sahibinin bunu inşa ettiği sırada iyiniyetli olmasıdır. Levazım sahibinin iyiniyetli olduğunun kabul edilebilmesi için o yerin kendisine ait olduğu kanaatiyle veya o yerin mülkiyetinin müstakilen kendisine temlik olunacağı vaadine güvenerek inşaat yaptırmış olması gerekir. Olay ve karinelerden, hadisede durumun özelliklerine göre, kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan levazım sahibinin Medeni Kanunun 650. maddesine dayanarak temlik isteminde bulunması mümkün değildir.
Somut olayda, davacı nizalı yeri belediyeden satın aldığını iddia etmiştir. Davacı tanıklarının beyanına göre ise, dava konusu yer 1992 yılında davacı tarafından belediyeden satın alınmış olup, bina bu tarihten sonra yapılmıştır. Davacı satın almaya ilişkin hiçbir belge ibraz etmemiştir. Dosyada mevcut tapu kayıtlarına göre, 2 parsel sayılı yer belediye adına kayıtlı iken 25.10.1990 tarihinde davalı tapudan satın almıştır. Bu durumda davacının binasını yaptığı ve satın aldığını iddia ettiği tarihlerde belediye tapuda malik değildir. Hiç kimse hakkı olmayan bir şeyi devredemez. Ayrıca nizalı yerin satışına ilişkin bir belgede bulunmadığından dosya kapsamına toplanan delillere göre, binayı yaptığı sırada iyiniyetli olmayan davacının, Medeni Kanunun 650. maddesine dayalı davasının reddine, birleştirilen dosyadaki müdahalenin meni isteminin kabulüne karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 11.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy