(743 S. K. m. 661)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 2.3.2001 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin vazgeçme nedeniyle reddine dair verilen 28.12.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, taşınmazına komşu parsel maliki olan davalının yaptığı saya ve damın kendi parseline tecavüzlü olduğunu, bir kısım yeri fiilen yol olarak kullandığını ve evinin penceresini kendi parseline bakacak şekilde ve imar mevzuatına aykırı şekilde yaptığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesini, tecavüzlü yapıların kal'ini pencerenin yasal hale getirilmesini ve ecrimisil tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme, ecrimisil isteminin feragat nedeniyle reddine, elatmanın önlenmesi ve kal isteminin kabulüne, imara aykırı yapılan pencerenin kapatılmasına karar vermiştir. Hükmü davalı temyize getirmiştir.
Dava, niteliği itibariyle çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal ve ecrimisil istemi ile birlikte komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir.
Dosya kapsamına, toplanan delillere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmiştir.
Tapu kayıtlarına göre davacı 3754 parsel sayılı taşınmazın, davalı da komşu 2545 parsel sayılı taşınmazın malikidir. Davalının parseli üzerinde binası bulunmaktadır. Davacı parselinde ise bina yoktur. Medeni Kanunun 661. maddesi hükmü, komşuluğa ilişkin zorunlu çıkar çatışmalarını düzenleyen ve dengeleyen temel bir hukuk kuralıdır. Bir kimsenin kendi mülkiyet alanına yaptırdığı binanın pencerelerini imar mevzuatına aykırı ve komşunun taşınmazına bakacak şekilde açması salt bu nedenle komşuluk hukukuna aykırı bir davranış sayılmayacağı gibi, pencerelerin kapatılmasını da zorunlu kılmaz.
Bunun için ayrıca Medeni Kanunun 661 ve müteakip maddelerinde ifadesini bulan komşuluk hukukuna aykırı ve hoşgörü sınırlarını aşan bir davranışın ve bu davranışa bağlı zarar verici bir eylemin varlığının ileri sürülmesi ve kanıtlanması gerekir. Davalının binasının ve penceresinin kendi mülkiyet alanında bulunduğu bilirkişi raporları ile sabittir. Kaldı ki; davacı tarafından nizalı pencere nedeniyle herhangi bir zararın meydana geldiği iddia edilmediği gibi somut bir zararın varlığı da kanıtlanmamıştır. Bir inşaatın salt imar planına aykırı olarak yapılmış olmasının idareyi ilgilendireceği de gözden uzak tutulmamalıdır. Açıklanan bu yönler gözetilerek davalı binasındaki davacı parseline bakan pencerenin kapatılmasına ilişkin davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 26.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy