(743 S. K. m. 671) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 25.10.2000 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26.12.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 3564 parsel sayılı bağına gelip geçmek ve gerekli bakımı yapabilmek için eskiden beri geçtiği 3563 parselden geçit hakkı istemiştir. Davacı, keşif zabtındaki beyanı ve 26.12.2001 tarihli celsedeki beyanlarında geçmek istediği yerin eskiden beri kullandığı kadim yol olduğunu belirtmesi üzerine, Mahkeme davayı tapunun iptali ile kadim yol olarak tescili talep olarak kabul etmiş ve kadim yolun davalı parselinden geçmediği gerekçesi ile davayı red etmiştir. Hükmü davacı, isteminin bedeli karşılığı zorunlu geçit hakkı olduğunu ve geçit verilmesi gerektiğini belirterek temyize getirmiştir.
H.U.M.K. nun 76. maddesi Hakim re'sen Türk Kanunları mucibince hüküm verir kuralını içermektedir. Davacının dava dilekçesinde belirlediği vakıalara uygulanacak hukuk kuralını saptamak, diğer bir deyişle açıklanan vakıaların hukuki nitelemesini yapmak hakimin davaya bakan işidir. Dava dilekçesinde yazılı sözler ve belirtilen olaylar davanın zorunlu geçit hakkı isteğine ilişkin bulunduğunu göstermektedir. Bu durumda incelemenin de bu niteleme doğrultusunda yapılması gerekir.
Medeni Kanunun 671. maddesinde, genel yola çıkmak için yeterli yolu bulunmayan taşınmaz malikinin komşularından bedeli karşılığında en uygun yerin kendisine geçit hakkı olarak bırakılmasını isteyebileceği öngörülmüştür.
Geçit hakkı kurulacak olan taşınmaz bölümü, tarafların yarar ve zarar dengesi, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesine göre belirlenmeli, genel yola çıkmak için davacının ihtiyacını karşılayacak birden fazla seçenek varsa, mutlaka ona en yararlı ve en az masraflı olacak yerden değil, geçit hakkı vermekle yükümlü olanlardan da en az zarar görecek olanın veya olanlarından durumu dikkate alınarak ulaşılacak sonuca göre bu ihtiyaç karşılanmalıdır.
Somut olayda; davacı taşınmazın genel yolla bağlantısının olmadığı sabittir. Mahkemece taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak yol verme ihtimali olan tüm taşınmazlar yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, mevcut kullanım durumlarına göre ayrıntılı olarak irdelenmeli ve davalı tarafın 3564 ve 3565 parsellerin öncesinde bir bütünden bölünme olduğu iddiası da incelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, 04.04.4002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy