(634 S. K. m. 57) (4721 S. K. m. 747) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.7.2000 gününde verilen dilekçe ile devre mülk hakkının tescili istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.6.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı şirketin 2716 parsel sayılı taşınmazda yapılmakta olan inşaattan 24 numaralı bağımsız bölümde 31/7/..-15/8/.. döneme ait devre mülk hakkını kendisine sattığını ileri sürerek anılan bağımsız bölümde döneme ait devre mülk hakkının adına tescilini istemiştir.
Davalı yargılamaya katılmamıştır.
Mahkemece, mülkiyet ve irtifak haklarının resmi şekilde düzenlenmiş sözleşmelerle intikal edeceği, taraflar arasındaki sözleşmenin şekil şartına uymadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Dava devre mülk hakkının tapuya tescili isteğine ilişkindir.
Devre mülk, sosyo-ekonomik ihtiyaçların yarattığı bir kurumdur ve 1960'lı yılların sonunda devre tatil sistemiyle sosyal yaşama girmiştir. Amerika ve Avrupa'da hızla yaygınlaşmaya başlayan sistem, Ülkemizde ilk kez 1973 yılında "devre mülk sistemi" adıyla bir şirket tarafından başlatılmıştır. Ağırlaşan ekonomik koşullar, kişilerin tek başına taşınmaz edinme olanaklarını kısıtlamış, ayrıca tatil amacıyla edinilen taşınmazların tatil dönemi dışında getirdiği bakım ve koruma sorunları da devre mülk sisteminin kısa zamanda yaygınlaşmasına etken olmuştur.
Sistemin yaygınlaşması, alıcısına yalnızca şahsi hak sağlayan devre tatil sisteminin, devre mülk sistemi ile karıştırılarak, alıcıların yanıltılması nedeniyle, tüketiciyi korumak ve bu alanda ortaya çıkan sorunların çözümlenmesi amacıyla yasal düzenleme gereği duyulmuştur. Bunun sonucu olarak devre mülk hakkı, hukukumuza 1985 yılında, 3277 sayılı "Kat Mülkiyeti Kanunu'na Devre Mülk Hakkı ile İlgili Maddeler Eklenmesine Dair Kanun' ile girmiştir. Kanun'un 57 inci maddesinde devre mülk hakkı, "Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulabilir. Bu hakka devre mülk hakkı denir." şeklinde tanımlanmıştır.
Kısaca,müşterek mülkiyet esasına bağlı bir taşınmazda bu mülkiyet hakkını belli bir zaman dilimi içerisinde kullanmayı gerektiren bir irtifak hakkı olarak tanımlayacağımız devre mülk hakkı, genel anlamda mülkiyet ve irtifak hakkı tanımları ile tam olarak örtüşmemektedir. Kendine özgü bir yapıya sahiptir.
Devre mülk hakkını müşterek mülkiyet esaslarından ayıran özellikler vardır. Bu hak mülkiyet hakkına benzemekle birlikte, serbestçe tasarruf edebilme , dilediğince kullanma gibi, mülkiyet hakkının temel ilkeleri burada kısıtlanmış ve malikine, taşınmazını belli dönemde ve bu hakkın kurulmasını sağlayan sözleşmedeki koşullara uygun olarak kullanma zorunluluğu getirilmiştir.
Devre mülk hakkı yasada bir irtifak hakkı olarak tanımlanmışsa da
Somut olayda, davacılara ait taşınmazın geçit ihtiyacı açıktır. Ancak mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
1-Yararına geçit hakkı kurulan taşınmaz davacıların miras bırakanına ait olup davacılar dışında da mirasçıları bulunduğu halde bu kişilerin davaya olurları alınmadığı gibi tereke temsilcisi aracılığıyla da dava takip edilmemiştir. Mahkemece usulünce taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilerek karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de;
Davalı taşınmazının kullanım bütünlüğünü bozacak şekilde ve tarım alanlarında bir tarım aracının geçebileceği genişlikte (2,5-3 m.) yol vermek gerekirken, tamamen davalının aleyhine taraf yararları gözetilmeden geçit güzergahının saptanması da ayrıca doğru görülmemiştir
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde, yatıranlara geri verilmesine, 5.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy