(1086 S. K. m. 292) (818 S. K. m. 106)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 16.6.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, birleştirilerek görülen davada ise Minire A. ve arkadaşları vekili tarafından Mehmet S. vd. aleyhine tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne dair verilen 16.11.2001 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı Yusuf S. vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 30.4.2002 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. İbrahim Kurt ile birleştirilen dosya davacılarından Hüseyin B. vekili Av. Nail Çakır geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı Bilahare dosya ve içersindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı Yusuf S. ve birleştirilen dosya davacısı Hüseyin B.; kat karşılığı inşaat yapılan binada yükleniciden ayrı ayrı tapu dışı satın almış oldukları bağımsız bölüm için kişisel haklarına dayanarak tapu iptali ve tescil istemektedirler.
Mahkeme; davacı Yusuf S.'ın davasının reddine, davacı Hüseyin B.'ın birleştirilen davasının kabulüne karar vermiş, hükmü; davacı Yusuf S. vekili temyiz etmiştir.
Mahkeme davacı Yusuf'un davasını reddederken; Yusuf'un bakiye satış bedelini ödememesini ve bu nedenle Yusuf'un dayanağı sözleşmeden cayılmış olmasını gerekçe göstermiştir.
Davacı Yusuf biri haricen düzenlenmiş 15.2.1995 tarihli, öteki noterde satış vaadi biçiminde re'sen düzenlenmiş 30.7.1995 tarihli iki adet sözleşmeye dayanmaktadır. Bunlardan haricen düzenlenmiş ilk sözleşmede 11 ve 12 numaralı bağımsız bölümlerin taksitle satıldığı belirtildiği halde ikinci sözleşmede C Blok 11 numaralı dairenin satıldığı ve bedelinin peşinen tahsil edildiği belirtilmektedir. Davacı Yusuf'da ekonomik gücü yetmediği için dairelerden birinin alımından vazgeçtiğini, sadece dava konusu dairenin satışında mutabık kalındığını, bunun için ikinci sözleşmenin yapıldığını ileri sürmektedir. Bu durumda sonradan düzenlenen satış vaadi sözleşmesi içeriğine göre davacı Yusuf satış bedelini tümüyle ödemiştir. Her ne kadar davalı yüklenici, satış bedelinin tümüyle peşinen ödendiğine ilişkin sözleşmedeki sözlerin doğru olmadığını, bir kısım satış bedelinin ödenmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshedildiğini savunmuş ise de; senede karşı olan bu savunmasını aynı kuvveti haiz bir senetle ispat edememiştir. Kaldı ki, satış bedelinden davacının bir miktar borcunun kalmış olduğu varsayılsa dahi, yüklenicinin o zamana kadar tahsil etmiş olduğu paraları iade etmeden yapacağı feshin usulüne uygun bir fesih olduğu da kabul edilemez.
Bu nedenlerle davacı Yusuf'un dayanağı sözleşmelerin halen yürürlükte olduğunun kabulü, diğer davacı Hüseyin Balaban'ın sözleşmesi ile karşılaştırılması, aynı bağımsız bölüme ilişkin olduklarının saptanması halinde bunların kişisel haklarının yarıştırılması suretiyle varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, ( 250.000.000 ) Lira duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı Yusuf Surat'a verilmesine 30.4.2002 tarihinde oybirliği karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy