(4721 S. K. m. 747, 748) (743 S. K. m. 671, 672) (4722 S. K. m. 1)
Dava: Davacılar tarafından, davalılar aleyhine 6.8.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.1.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar yola bağlantısı olmayan 1045 ve 1051 parsel sayılı taşınmazları lehine davalılara ait 1050 sayılı parselden geçit tesisine karar verilmesini istemişler.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş, hükmü davalılar temyize getirmiştir.
Dava, 6.8.2001 tarihinde, 743 sayılı önceki Medeni Kanunun yürürlükte bulunduğu zamanda açılmıştır. 4721 sayılı Medeni Kanun 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun yürürlüğü ve uygulama şekli hakkındaki Kanun'un 1.maddesinin " Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukuki sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır" şeklindeki hükmüne göre; her dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan yasa hükümlerine göre çözümlenecektir. Bu durumda somut olayında dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 671 ve 672.maddesi hükümlerine göre incelenmesi gerekir.
Önceki Medeni Kanunun 671.maddesine göre;
Geçit hakkı davalarını, genel yola bağlantısı bulunmayan ( geçit yoksunluğu-mutlak geçit ihtiyacı ) ya da yolu bulunmasına rağmen bu yol ihtiyacını karşılamayan ( geçit yetersizliği- nispi geçit ihtiyacı ) taşınmaz maliki açabilir.
Geçit ihtiyacı olan kişi, davasını öncelikle evvelki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı; böyle bir uygunluk yok ise, davanın taşınmazından geçit verilmesinden en az zarar görecek kişiye karşı yöneltilmesi gerekir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından, leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Mahkemece, geçit saptanırken taraf yararlarının gözetilmesi gerekeceği, ilkesi de davanın bir diğer belirleyici unsudur. Bir irtifak hakkı niteliği arzetmekle birlikte geçit hakkı isteminin dayanağı komşuluk ilişkileridir. Bu nedenle de, geçit ihtiyacı saptanırken ve yol belirlenirken davacının subjektif koşullarına ve kişisel arzularına göre değil, objektif esaslar nazara alınarak karar vermek gerekir. Bu taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin de bir gereğidir. Değişik bir ifadeyle böyle bir davada, taraf menfaatleri gözetilerek araştırma yapılmalı, geçit verilen taşınmazın değeri buna göre belirlenmeli, taşınmazın ekonomik bütünlüğü bozulmamalı ve yine yol genişliği lehine geçit istenen taşınmazın niteliği ve kullanım şekli dikkate alınarak belirlenmeli, genel yola bağlantı sağlayabilecek tüm seçenekler araştırılarak karşılaştırılmalıdır.
Somut olayda, davacıların geçit ihtiyacı açıktır. Ancak mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
Mahkeme sadece davalı taşınmazı üzerinde inceleme yapmış, 5.12.2001 havale tarihli raporda kahverengi ve kırmızı renkte gösterilen, davalı taşınmazının doğu ve batısından geçen seçeneklerin değişik yükseklikte kot farkı bulunması ve vasıta geçişine uygun olmadığı belirtilerek diğer seçenekten yani taşınmazı ikiye bölen yerden geçit tesisine karar vermiştir. Davacılara ait 1045 ve 1051 parsel sayılı taşınmazların genel yola bağlantısını sağlayacak tüm alternatifler araştırılmadığı gibi kot farkı bulunması nedeniyle uygun olmadığı belirtilen seçeneklerinde taraflara yükleyeceği külfet konusunda ayrıntılı bir inceleme yapılmamıştır. Yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda, davacılara ait taşınmazların genel yola ulaşımını sağlayacak tüm seçenekler ayrıntılı olarak tespit edilerek, bu yerlerin yol olarak kullanılması için gerekli işlemler ve bunların gerektirdiği masraflar nedeniyle taraflara yüklenecek külfet uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak tüm bunların değerlendirilmesi sonucu en uygun seçeneğin belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken bu hususlara uyulmadan, geçit istemlerinde esas olanın geçit talebinde bulunan davacıların bunun gerektiği külfetlere katlanması olduğu gözetilmeden davalı taşınmazının ekonomik ve çalışma bütünlüğünü bozacak şekilde ikiye bölen yerden geçit tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, tapuda tarla olarak kayıtlı bulunan taşınmazlarda bir tarım aracının geçebileceği nihayet 2,5-3 metre genişlikte bir yolun ihtiyacı karşılamaya yeterli olduğu halde, gerekçesi açıklanmadan geçit olarak tesisine karar verilen kısmın 1045 ve 1051 sayılı parsellerle bağlantı noktasında 6 metre genişlikte yer verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 8.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy