(4721 S. K. m. 676, 677) (743 S. K. m. 611, 612)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17.9.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.10.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu olan 20 parsel sayılı taşınmazdaki davalı paylarını haricen düzenlenen senet ile satın aldığını belirterek adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılardan Ahmet, Nefide ve Fadime açılan davayı kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
Mahkemece, Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın, husumetten, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise tapulu taşınmazlarda haricen yapılan satışların geçerli olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, miras payının temlikinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Medeni Kanunun 611.maddesi" Hisselerin teşkil ve kabzını yahut taksim mukavelesinin akdini müteakip, taksim; mirasçılar için lüzum ifade eder. Taksim mukavelesi, yazılı olmadıkça muteber olmaz." hükmünü içermektedir.
Medeni Kanunun 612.maddesi ise, "Miras haklarının temlikine müteallik mirasçıların birbirleriyle akdedeceği mukaveleler ile hayatta bulunan ana yahut babanın müteveffa karı ve kocasından olan çocuklarıyla bu çocuklara müteveffadan isabet eden hissenin temlikine müteallik akdedecekleri mukavelenin yazılı olması şarttır..." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, tapuda muris adına kayıtlı olan dava konusu 20 parsel sayılı taşınmazın mirasçılar arasında düzenlenen taksim sözleşmesi ile paylaşıldığı belirtilmiş ise de murise ait veraset ilamında adı geçen tüm mirasçıların imzasının bulunmaması sebebiyle yasal şartları taşımayan taksim sözleşmesinin geçerliliğinden söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle tapuda muris adına kayıtlı bulunan taşınmazda mirasçılar halen iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre maliktirler.
Belirtilen nedenle, dava konusu taşınmazdaki davalı paylarının davacıya satışına ilişkin olarak düzenlenen ve davacının dayanağı olan 28.8.1997 tarihli sözleşme Medeni Kanunun 612.maddesi gereğince geçerli olup, mülkiyetin nakline imkan sağlayacağından davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, 28.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy