(4721 S. K. m. 747) (743 S. K. m. 671)
Dava: Davacı tarafından, davalı aleyhine 8.5.2001 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı ve yolun ulaşıma açılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.7.2001 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile birlikte malik oldukları taşınmazı paylaştıklarını, yol olarak bırakılan kısmı davalının kapattığını ve kendisine araç geçişine uygun olmayan bir yeri yol olarak gösterdiğini belirterek taksim sırasında bırakılan yolun açılarak adına tescilini istemiştir.
Davalı, davacının kullandığı yolunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme, davacının isteminin genel yola ulaşmak olmayıp tarlası ile evi arasındaki ulaşımı sağlayacak şekilde yol açılması olduğu ve zorunlu geçit hakkının koşulu olan umumi yola çıkma isteği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Bir davada olayları anlatmak taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ise hakime aittir. Taraflar dava konusu taşınmazda hak sahibi olduklarını iddia etmişlerdir. Davacı tarafından dosyaya ibraz edilen 2.4.1969 tarih 1 sıra nolu tapunun 3/96 hissesi Mustafa E.'e aittir. Dayanak tapunun tüm tedavüllerin getirtilerek taraflarla, tapu malikleri arasındaki bağlantı sağlanmamıştır. Öncelikle tarafların dayanak tapuda hissedar olup olmadıkları tespit edilmelidir. Eğer nizalı yerde pay sahibi iseler, bu payın iştirak halinde mülkiyet yada müşterek mülkiyet hükümlerinden hangisi olduğu belirlenmelidir. İştirak halinde mülkiyet söz konusu ise, hissedarlar arasında yapılmış bir taksimin varlığı araştırılmalı, müşterek mülkiyet hükümlerine göre bir paydaşlık var ise, taraflar arasında bir yararlanma anlaşması veya uzun müddetten beri sorun çıkarılmayarak ve uyarak yarattıkları bir yararlanma durumunun olup olmadığı saptanmalı, böyle bir durum var ise bu duruma aykırı bir davranışla davacının yararlanma hakkının engellenip engellenmediği üzerinde durulmalı ve deliller bu yönde değerlendirilmelidir. Aynı tapuda hissedar olan kişilerin birbirinden geçit istemesi mümkün olmadığından, böyle bir talep olduğunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda hareketle bir sonuca ulaşmak gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy