(4342 S. K. m. 4)
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 10.6.1998 gününde verilen dilekçe ile meraya müdahalenin meni istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.10.2001 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma talebinin gider olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı köy, doğusu Doruk yolu, batısı Akpınar kuzeyi Top yolu Güneyi Kürünlü Pınar ile çevrili kadim meralarına davalının kuzey ve doğu yönünden haksız müdahalede bulunduğunu iddia ederek el atmanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, nizalı yerin kendileri, Savaşır, Çambeli ve Süngülü Köylerine ait mera olduğunu, buna ilişkin idari kararlar bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, davalının savunmasında belirttiği Çambeli, Savaşır ve Süngülü Köyleri yargılama aşamasında davalı yanında müdahil olarak davaya katılmışlardır.
Mahkeme, davacının kadim kullanmayı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
Dava konusu yerin mera olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Davacı Kadim kullanmaya dayanmaktadır. Davalı ise kendileri ve müdahil köylerin kullanım hakkı olduğuna ilişkin idari kararlar olduğunu belirterek, davacının bu merada bir hakkı olmadığını savunmuştur. Davalı savunmasında belirtilen 9.9.1965 tarih 102 sayılı İl İdare Kurulu Kararı, 6.7.1964 tarihli tutanak, Damal Kaymakamlığının 3.7.1996 tarih 1996/65 sayılı men kararı, Posof Kaymakamlığının 24.7.1996 tarih ve 6 sayılı men kararı ve dayanak belgeleri ile Posof Sulh Hukuk Mahkemesinin 1964/30-1967/36 sayılı dosyası getirtilerek mahalline uygulanmamıştır. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar yaş itibariyle taşınmazın evveliyatını bilecek durumda olmadıkları gibi davalı yan tanıkları da müdahil köylerde oturan kişilerdir.
Bu bakımdan mahkemece yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Meraya ilişkin uyuşmazlıklar da yerel bilirkişilerin komşu köylerden seçilmesi ve taraf tanıkların da aynı yönteme uygun olarak belirlenmesi gerekir. Mahallinde yaşlı tarafsız, yöreyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasında seçilecek mahalli bilirkişi ve tanıklar huzuruyla keşif yapılmalı, tarafların dayandıkları, yukarıda belirtilen belgelerin ve krokilerinin nizalı yeri kapsayıp kapsamadığı tespit edilmeli, dava konusu yerin kapsamı belirlenmeli ve bu yerin geçmişte ne durumda bulunduğu, kim tarafından ne zamandan beri ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayanılarak açıklattırılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıt ve belgelerin ve nizalı yerin kapsamını belirtir ve keşfin takibine olanak verir kroki düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle; davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 25.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy