(743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı tarafından davalılar aleyhine 22.8.2001 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 15.1.2002 günlü hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıların taşınmazlarına yaptıkları binanın kendi kullanımında olan yoldan yararlanmasını engellediklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, yola tecavüzlerinin bulunmadığını ve verilen ihtiyati tedbir kararından sonra balkonları daralttıklarını, yolun kullanılabilir durumda oluğunu savunmuşlardır.
Mahkeme, davalıların balkon alanını küçülttükleri ve zemin kattaki taşkınlığı geri çektikleri, bu hali ile yola bir tecavüzün bulunmadığından bahisle davayı reddetmiş, hükmü davacı temyize getirmiştir.
Dava, kadim köy yoluna elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Dava konusu yer davacının da yararlandığı yoldur. Yapılan keşifte binanın sol köşesindeki balkon genişliğinin 1 metreden 0,50 metreye düşürüldüğü, binanın zemin katının da 0,20 metre geriye çekilmiş olduğu ve yola bu haliyle bir tecavüzün olmadığı saptanmıştır. Ancak, mahalli bilirkişiler ile ihbarda bulunulan köy tüzel kişiliği temsilcisi köy muhtarı, binanın birinci kat ön cephesinde bulunan balkonların yola çıkıntılarının bulunduğunu bildirmiş iseler de kadastro bilirkişisi bu hususa raporunda değinmemiştir.
Mahkemece, binanın üst katında bulunan balkon çıkıntılarının yola tecavüzlü olup olmadığı, izdüşümlerinin yola rastlayıp rastlamadığı saptanmadan ve aynı yer ile ilgili kal davası açıldığı ileri sürülerek davaların birleştirilmesine ilişkin davacı talebi üzerinde durulmadan, müdahalenin ortadan kaldırıldığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Diğer yandan, yargılama giderinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalılara yüklenmesi yerine davacı üzerinde bırakılması da doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy