(3194 S. K. m. 18)
Dava: Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.3.1996 gününde verilen dilekçe ile ferağa icbar suretiyle tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 15.3.2001 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 23.10.2001 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. Mustafa Avcı geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dava; ferağa icbar suretiyle tescil isteğine ilişkindir.
Mahkeme; davanın reddine karar vermiş, hükmü; davacı vekili temyiz etmiştir.
Davanın reddine dair önceki karar Dairemizce; temyiz aşamasındaki 5.10.1998 tarihli kabul beyanının değerlendirilmesi ve davalı satıcının kayıt malikinin mirasçısı olup olmadığının davalıdan başka mirasçıları bulunup bulunmadığının ve satışa konu hisseler için ifa olanağı doğup doğmadığının araştırılması gerektiği hususlarına işaretle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme ile varılan sonuç bozma içeriğine uygun bulunmamıştır.
Her şeyden önce 5.10.1998 tarihli noterde imzası onaylanmış belgede, sözleşmede belirtilen satış bedelinin ödendiği belirtilmekte olduğu gibi dava da kabul edilmektedir. Bundan sonra davacının bir başka belge ile de satış bedelinin ödendiğini kanıtlamasına gerek yoktur. Davacının satış bedelinin ödendiğini kanıtlamak bakımından 5.10.1998 tarihli belgeden sonra bir başka belge daha sunması ve o belgede bazı sahtecilikler yapılmış olması satış bedelinin ödenmediği şeklinde nitelendirilemez. Kaldı ki, 5.10.1998 tarihli belgede satış bedelinin ödendiği davalı tarafından kabul edildiği gibi dava da kabul edilmiştir. Artık semenin ödenip ödenmediği üzerinde durulmasına gerek yoktur.
Öte yandan sunulan veraset belgesinden de davalı satış vaadi borçlusunun, Münir Ş.'nin tek mirasçısı olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, Münir Ş. adına kayıtlı müşterek mülkiyet paylarında ifa olanağı bulunmaktadır.
İmar Kanununun 18 nci maddesi hususunda alınan cevap ise uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte değildir. Nitekim Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün davacıya özel olarak verdiği cevapta, dava konusu bazı yerlerde satış vaadi sözleşmesinin şerh ve tescilinin mümkün olduğu bildirilmiştir.
Bu nedenle mahkemece keşif yapılarak satış vaadi sözleşmesindeki tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, kadastro sırasında ne şekilde revizyon gördükleri ve oluşan kayıtlarda davalıya intikal etmiş veya edecek hisseler bulunup bulunmadığı saptanmalı, bundan sonra İmar Kanununun 18 nci maddesi ile ilgili husus üzerinde durulmalıdır.
Açıklanan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine, 750.000 lira duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine 22.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy